<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YALAN GAZETESİ</title>
	<atom:link href="http://www.yalangazetesi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yalangazetesi.com</link>
	<description>SAĞDAN SOLDAN FİKİRLER, ÖZGÜRLÜKLER HERKESE..!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2012 17:49:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>NASIL BU HALE GELDİK?</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2012/05/17/nasil-bu-hale-geldik/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2012/05/17/nasil-bu-hale-geldik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 17:38:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalan Gazetesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞEYAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[aydan çevikbaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3690</guid>
		<description><![CDATA[Evet anlayamıyorum. Nasıl böyle bir toplum olabildiğimizi anlayamıyorum. Kim getirdi bizi bu hala? Kim suçlu bu konuda? Neden böyle olduk? Hiç bir şey bilmiyorum. Evet belki tahmin edebiliyorum. Fakat dile getirmek oldukça zor. Nedeni; sorgulamadan kabul eden toplum, mahalle baskısı her neyse.Sadece şunu biliyorum berbat bir hal içerisindeyiz. Bu hal böyle devam ederse belki çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Aydan Çevikbaş" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2012/05/386979_103997196382886_100003178179182_18547_925570199_n.jpg" alt="" width="133" height="186" />Evet anlayamıyorum. Nasıl böyle bir toplum olabildiğimizi anlayamıyorum. Kim getirdi bizi bu hala? Kim suçlu bu konuda? Neden böyle olduk? Hiç bir şey bilmiyorum. Evet belki tahmin edebiliyorum. Fakat dile getirmek oldukça zor. Nedeni; sorgulamadan kabul eden toplum, mahalle baskısı her neyse.Sadece şunu biliyorum berbat bir hal içerisindeyiz. Bu hal böyle devam ederse belki çok yakında yok olmuş bir devlet olacağız. Tarihe karışmış bir toplum&#8230;Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi&#8230;</p>
<p>          Evet Osmanlı İmparatorluğu gibi. Çünkü, Osmanlı   İmparatorluğunun bence en önemli yıkılış sebebi gizli güçlere hilelere her neyse işte ona kurban gitmesiydi. Şuan Türkiye&#8217; nin  içinde bulunduğu durum gibi. Sürekli ülkenin üzerinde gizli bir el dolaşıyor gibi. Nerede, ne zaman ortaya çıkacağı belli olmayan gizli bir el. Belki bu gizli el Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına sebep olan elle aynı eldir. Bilinemez.<span id="more-3690"></span></p>
<p>          Gelecek beni korkutuyor. Yeni bir nesil yetiştirebilecek yaşta bir birey olarak yaşıtlarım beni korkutuyor. Biz bu zihniyetle nasıl bir nesil yetiştiririz? Düşüncesi bile ürkütücü. Nedeni: zaten oldukça bozulmuş, yozlaşmış bir nesiliz. Bizi biz yapan değerleri unutmuşuz, unutturulmuş. Başka arayışlar içinde aslında aslımızı arıyoruz. Sapmış olduğumuz, unuttuğumuz aslımızı. Geçmiş bize hep kötü olarak anlatılmış. Bir başka deyişle beynimizi yıkamışlar bir güzel. Ana sınıflarından ta ki liseyi bitirene  kadar. Üniversite sıralarında anlamaya başlıyorsun o zamana kadar dayatılanların bireyi istedikleri gibi yetiştirmek için bir beyin yıkama operasyonu olduğunu. Bu kadar yozlaşmış bir nesil olarak yeni düzgün bireyler  yetiştirebileceğimiz pek sanmıyorum. Toplum ailede başlar bildiğimiz üzere. Yozlaşmış neslin, dahada yozlaşmış evlatları olacağından kültürümüzün, benliğimizin yok olma tehlikesi ile karşı karşıyayız.</p>
<p>          Liberalizmi araştırdığım şu günlerde anladım ki liberalizmin savunduğu ilkeler zaten bizim özümüzde kendi kültürümüzde mevcut. (hukuk, hoşgörü, hürriyet, ifade özgürlüğü) kabul etmeliyim ki  ifade özgürlüğü kısmı belki biraz, bazı zamanlarda çarpıtılmış, görmezden gelinmiş olabilir.</p>
<p>          Biz böyle bir toplumduk hoşgörülü, adaletli. Güçlünün güçsüzü ezmediği, zenginin fakiri düşündüğü, komşusu açken kendisi tok yatmayan, işçinin emeğini teri kurumadan veren, tarladaki işçisine en güzel yemekleri veren, komşusuna her konuda yardım edebilen, yetim hakkı yemeyen, askerinin aldığı bir salkım üzüm yerine bir kese altın bırakan bir toplumduk. Ne zaman ki para üzerinden para kazanılan bir toplum olduk işte o zaman her şey değişti. &#8220;Ne zaman ki insanlar elin karda, gönlün yarda olması gerektiği &#8220;* gerçeğini unuttular insanlıklarını unuttular. Bizi biz yapan değerleri unuttuk. Sokakta, okulda, insan olan her yerde insanları gözlemliyorum. Herkes elinden gelse birbirini boğazlayacak bir hale gelmiş. Hep bir üstünlük taslama çabası insanlarda. Küçümseme, ötekileştirme artık ne denilirse. Aynı etnik kökene, kültüre sahip insanlar bile böyle bir vaziyette. Kaldı ki farklı inançlar, mezhepler, etnik kökenler ne durumda malum.</p>
<p>        Biz böyle bir toplum değildik. Bizi bu hale getirdiler. Böyle bir toplumda yaşamak istemiyorum. Eskiyi istiyorum. Belki bana gerici, geri kafalı diyeceksiniz. Gerici deyin umurumda bile değil. Cemil Meriç&#8217;in de dediği gibi &#8220;Murdar bir halden, muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilik ise, her namuslu vatandaş gericidir.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Not:* Elin karda gönlün yarda olması: para kazanırken, tanrıyı ve insan olduğunu hatırlayıp haksızlık yapmamak, bencil olmamak.</p>
<p> AYDAN ÇEVİKBAŞ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2012/05/17/nasil-bu-hale-geldik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MURAT SERDAR ARSLANTÜRK&#8217;ÜN YENİ ROMANI</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2012/04/14/murat-serdar-arslanturkun-yeni-romani/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2012/04/14/murat-serdar-arslanturkun-yeni-romani/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 11:55:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalan Gazetesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3681</guid>
		<description><![CDATA[Gazetemiz köşeyazarlarından Murat Serdar Arslantürk son romanı &#8220;Kesişme / Messece&#8221;  ile raflarda yerini aldı. Yazdığı öykü ve köşeyazılarıyla gündemde önemli bir yere sahip olan Arslantürk, bu romanıyla edebiyat alanında daha kalıcı bir yer edineceğe benziyor. Postiga Yayınlarından çıkan &#8220;Kesişme / Messece&#8221; adlı kitabı kitapçılardan ve internetten satın alabilirsiniz. Peki Murat Serdar Kimdi? Lise öğrenimini Fethiye Kemal Mumcu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2012/04/kesişme.bmp"><img class="alignleft size-full wp-image-3682" title="kesişme" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2012/04/kesişme.bmp" alt="" /></a>Gazetemiz köşeyazarlarından Murat Serdar Arslantürk son romanı &#8220;Kesişme / <em>Messece</em>&#8221;  ile raflarda yerini aldı. Yazdığı öykü ve köşeyazılarıyla gündemde önemli bir yere sahip olan Arslantürk, bu romanıyla edebiyat alanında daha kalıcı bir yer edineceğe benziyor. Postiga Yayınlarından çıkan &#8220;Kesişme / Messece&#8221; adlı kitabı kitapçılardan ve internetten satın alabilirsiniz. <strong>Peki Murat Serdar Kimdi? </strong>Lise öğrenimini Fethiye Kemal Mumcu Anadolu Lisesi&#8217;nde yaptı. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi<span style="font-size: 11px;"> </span>Turizm Otelcilik Meslek Yüksek Okulu ve Azerbaycan Diller Üniversitesi<span style="font-size: 11px;"> </span>İngilizce Öğretmenliği bölümlerinden mezun oldu. Ankara&#8217;daki çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. İlk şiirleri Antoloji sitesinde yayımlandı. Daha sonra Edebiyat sitesinde öykü ve denemeleri yayınlandı. Edebiyat Dünyası sitesindeyayınladığı özgün öyküleri ile beğeni topladı. Karakitap sitesinde, Bejan Matur, Ahmet Altan ve Engin Ardıç gibi yazarlarla aynı köşeyi paylaştı. 2006 yılında yazdığı Kadın Eli Değmiş Öyküler isimli e-kitabı, Uluslararası Edebiyat Derneği İlham Ödülü aldı. Kitapta yer alan öykülerinden biri olan &#8216;Karım&#8217;a', To My Wife&#8217; isimli İngilizce çevirisiyle İngiltere, Amerika ve Kanada&#8217;daki edebiyat dergilerinde yayımlandı. 2007 yılında İSEDER Genç Yazarlar Özendirme Ödülü&#8217;nü almasının ardından, SEN isimli şiiri ile Şıxulağue Edebiyat Derneği Şiir Ödülü&#8217;nü aldı. Ayrıca 2008 yılında yazdığı OYUN isimli öyküsü ile Azerbaycan Türkleri Dayanışma Derneği Hikaye Ödülü ve KUYU isimli öyküsü ile Kafkas Yazarlar Birliği Özel Ödülü&#8217;ne layık görüldü.<span id="more-3681"></span></p>
<p><strong>MURAT SERDAR ARSLANTÜRK’TEN </strong></p>
<p><strong>ÇARPICI BİR ROMAN</strong></p>
<p><strong>“KESİŞME / MESSECE”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Genç bir kadın, bir sabah kendisini salonunun ortasında, sandalyeye yarıçıplak bağlanmış halde buldu.</p>
<p>Korkmuştu ve şaşkındı, ne ona zarar verilmiş ne de paraları çalınmıştı.</p>
<p>Evine giren adamın giderken düşürdüğü notla bir bilmecenin içine doğru yol almaya başladı.</p>
<p>Önce şehir kütüphanesinin ıssız raflarında bir kitabı aramaya başladı.</p>
<p>Ardından kendini eski uygarlıklara dalmış buldu.</p>
<p>Bir cinayet ve açığa çıkan sırlarla gelişen serüvenin içinde hayatını keşfetti.</p>
<p>Her olay bir rastlantı, bir bağ ve kesişme haline geldi, hayatının anahtarını bulabilecek miydi&#8230;</p>
<p>Bir sabah vakti evinin salonunda başlayan bilmece hiç beklemediği bir yerde sonlanacaktı&#8230;</p>
<p>Messece kayıp bir kitaptı. Yazıldı ve raftaki yerini aldı.</p>
<p><strong>Peki; sizin Messece’niz nerede?</strong></p>
<p><strong>Eser Adı: </strong>Kesişme / Messece<strong> </strong></p>
<p><strong>Dili:</strong> Türkçe</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yazar: </strong>Murat Serdar Arslantürk</p>
<p><strong>Yayın Yönetmeni:</strong> Nurettin Hacıkurtiş</p>
<p><strong>Editör:</strong> Ece Özbaş Korkmaz</p>
<p><strong>Sayfa Tasarımı:</strong> Atiye Irmak</p>
<p><strong>Kapak Tasarımı:</strong> Yunus Karaaslan</p>
<p><strong>Kapak Uygulama:</strong> Serkan Sinay</p>
<p><strong>Kitabın Türü:</strong> Roman<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Özellikler</span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Cilt Bilgisi</strong>: Karton Kapak</p>
<p><strong>Kâğıt Bilgisi:</strong> İthal Kâğıt</p>
<p><strong>Basım Tarihi</strong>: Eylül 2011</p>
<p><strong>Sayfa Sayısı:</strong> 256<strong> </strong></p>
<p><strong>Kitap Boyutları: </strong>13,5cm x 21cm<strong> </strong></p>
<p><strong>ISBN No</strong>: 978-605-5711- 48-1</p>
<p><strong>Etiket Fiyatı:</strong> 14<strong> </strong>TL</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2012/04/14/murat-serdar-arslanturkun-yeni-romani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MİRAS NESİN VAKFI’NA</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2012/04/14/miras-nesin-vakfina/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2012/04/14/miras-nesin-vakfina/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 11:26:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalan Gazetesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3672</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz gün hayatını kaybeden senarist ve oyuncu Meral Okay&#8217;ın mirasını Nesin Vakfı&#8217;na bağlı olan Matematik Köyü&#8217;ne bıraktığı belirtildi. Meral Okay&#8217;ın mirasını Aziz Nesin&#8217;in oğlu Prof. Dr. Ali Nesin&#8217;in başında bulunduğu Matematik Köyü&#8217;ne bıraktığı belirtildi. İzmir Şelçuk&#8217;taki Şirince köyünde her yaştan insanlara matematikçilerin ücretsiz ders verdiği köy, maddi imkansızlıklar kadar devletin engelleme çabaları ile de karşı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft" title="Meral Okay" src="http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/haber_resmi_v4/images/meral_okay_0.jpg" alt="" width="269" height="120" />Geçtiğimiz gün hayatını kaybeden senarist ve oyuncu Meral Okay&#8217;ın mirasını Nesin Vakfı&#8217;na bağlı olan Matematik Köyü&#8217;ne bıraktığı belirtildi.</strong></p>
<p>Meral Okay&#8217;ın mirasını Aziz Nesin&#8217;in oğlu Prof. Dr. Ali Nesin&#8217;in başında bulunduğu Matematik Köyü&#8217;ne bıraktığı belirtildi.</p>
<p>İzmir Şelçuk&#8217;taki Şirince köyünde her yaştan insanlara matematikçilerin ücretsiz ders verdiği köy, maddi imkansızlıklar kadar devletin engelleme çabaları ile de karşı karşıya.<span id="more-3672"></span></p>
<p>Nesin Vakfı, sosyalist aydınımız Aziz Nesin tarafından 1972 yılında kurulmuştu. Vakıf, Nesin&#8217;in eserlerinin telif gelirleri ve gönüllülerin bağışları ile ayakta duruyor.</p>
<p>Bir dönem Türkiye İşçi Partisi üyesi de olan Okay ölümünün ardından, Muhteşem Yüzyıl dizisinin senaristliği yaptığı ve vasiyetinde öldükten sonra yakılmak istediği gerekçesiyle gericilerin hedefi oldu. Vakit gazetesi günlerdir Okay&#8217;a azgınca saldırırken, Okay&#8217;ın mirasını Nesin Vakfı&#8217;na bırakması ile ilgili olarak da habervaktim sitesinde &#8220;Mirasını da Türkiye&#8217;nin yüzde 60&#8242;ı aptaldır&#8217; diyen adamın vakfına bıraktı&#8221; başlığını kullandı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2012/04/14/miras-nesin-vakfina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GRUP YORUM KONSERLERE DEVAM EDİYOR</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2012/04/14/3668/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2012/04/14/3668/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 11:24:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalan Gazetesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3668</guid>
		<description><![CDATA[Grup Yorum ilkini geçtiğimiz sene 17 Nisan&#8217;da verdiği ve 150 bin kişinin katıldığı &#8220;Bağımsız Türkiye&#8221; konserinin ikincisini vermeye hazırlanıyor. Grup Yorum, ikinci kez &#8220;Bağımsız Türkiye&#8221; konseri gerçekleştirecek. Ücretsiz halk konseri şeklinde tasarlanan konser, geçtiğimiz sene yapılan alanda, Bakırköy Halk Pazarı&#8217;nda yapılacak. Geçtiğimiz sene ilki düzenlenen konsere 150 bin kişi katılmıştı. Grup bu sene katılımın 300 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft" title="Grup Yorum Konserleri" src="http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/haber_resmi_v4/images/yorum1_0.jpg" alt="" width="269" height="120" />Grup Yorum ilkini geçtiğimiz sene 17 Nisan&#8217;da verdiği ve 150 bin kişinin katıldığı &#8220;Bağımsız Türkiye&#8221; konserinin ikincisini vermeye hazırlanıyor.</strong></p>
<p>Grup Yorum, ikinci kez &#8220;Bağımsız Türkiye&#8221; konseri gerçekleştirecek. Ücretsiz halk konseri şeklinde tasarlanan konser, geçtiğimiz sene yapılan alanda, Bakırköy Halk Pazarı&#8217;nda yapılacak.<span id="more-3668"></span></p>
<p>Geçtiğimiz sene ilki düzenlenen konsere 150 bin kişi katılmıştı. Grup bu sene katılımın 300 bin kişiyi bulmasını bekliyor.</p>
<p>Konserde Yorum&#8217;a orkestranın yanısıra Zülfü Livaneli, Aynur Doğan, Aylin Aslım ve Hüseyin Turan şarkılarıyla, Nihat Behram şiirleriyle, Beşik Halk Dansları Topluluğu da oyunlarıyla eşlik edecek.</p>
<p>Konser 15 Nisan 2012&#8242;de saat 15.00&#8242;de başlayacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2012/04/14/3668/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SÖZCÜK KERHANESİ</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2012/01/30/sozcuk-kerhanesi/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2012/01/30/sozcuk-kerhanesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 10:59:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Serdar Arslantürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞEYAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Serdar Arslantürk -Sessiz Sedasız-]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3661</guid>
		<description><![CDATA[En son Aydın’dan, ondan önce Bitlis’ten, Manisa’dan, Sivas’tan, Artvin’den ve Van’dan gelen haberlerle, son 10 yılın en iğrenç olaylarını soğukkanlılıkla okuyor, izliyor ve hayatımıza devam ediyoruz. Markette kasiyer, çarşıda domates-biberci, resmi kurumda memur, öğretmen hatta müezzinler çıkıyor meydana ve ilkokul çağında, 8–10 yaşındaki çocuklara sırayla tecavüz ediyorlar. Sözcük kerhanesinin ilk sermayesi: Namus kelimesi oldu. Bunlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2012/01/123.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3662" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2012/01/123-300x196.jpg" alt="" width="300" height="196" /></a></p>
<p style="text-align: justify">
<p style="text-align: justify">En son Aydın’dan, ondan önce Bitlis’ten, Manisa’dan, Sivas’tan, Artvin’den ve Van’dan gelen haberlerle, son 10 yılın en iğrenç olaylarını soğukkanlılıkla okuyor, izliyor ve hayatımıza devam ediyoruz. Markette kasiyer, çarşıda domates-biberci, resmi kurumda memur, öğretmen hatta müezzinler çıkıyor meydana ve ilkokul çağında, 8–10 yaşındaki çocuklara sırayla tecavüz ediyorlar.<span id="more-3661"></span></p>
<p>Sözcük kerhanesinin ilk sermayesi: Namus kelimesi oldu. Bunlar namus deyince ‘erkek adamdır, yapar’ diyerek böbürlenen, kadın azıcık sağa-sola baktı mı ağzını burnunu kıran insanlardır. Bunlar namusu kadının yarım metre eteğiyle ölçüp, iki karış türbanıyla biçen insanlardır. Bunlar sözcük kerhanesinin en yapış yapış muhabbet tellallarıdır. Bunlar sabahtan akşama kadar elleri şeylerinde gezinip, ‘fortçusundan’ ‘dikizcisine’ hep aynı kerhanenin patronlarıdır: Sözcük kerhanesi.</p>
<p>Tertemiz ‘Namus’ kelimesini kendilerine göre eğip, büküp biçimlendirdiler. Namus ‘hoş görülen çapkınlıkla’ kirlendi. Namus ‘Dekolte giyersen tecavüze davet edersin’ diyen bir ilahiyatçının sözleriyle yaka-paça edildi. Namus yekûn Ruslara ‘Nataşa’, cümle mini eteklilere ‘fahişe’, bütün mayo-bikini giyenlere ‘sermaye’ gözüyle bakanların elinde başka bir hal aldı. Namus; ‘Ben hocaya danıştım; 15’lik kızın nikâhı helaldir ‘ diyenlerin elinde ‘erkeğin gönlüne göre’ herhangi bir şey oldu.</p>
<p>Polisin tekmeyele tekmeleye bebeğini düşürttüğü bir ülkenin başbakanı, panzerin üzerine çıkmış bir başkasına ‘Kadın mıdır, kız mıdır bilmem’ dediyse, Sözcük Kerhanesi’nin %50’si kimdir diye sormayacaksınız…</p>
<p style="text-align: justify">Herhangi bir ürünün son kullanma tarihi silip, istediğiniz tarihi basan makine yakaladılar. Türk Yapımı. ABS mecburiyeti olan okul servislerine sahte ABS kutusu yapıp lamba takan sanayi ustaları geziyor her yerde. Koskoca Silifke Belediye başkanın diploması sahte çıktı, yapıldığı yer: Batman. Bebeklerin organlarını çalmak için kaçıran şebeke var; lideri bir doktor… Sözcük kerhanesinin muhabbet tellalları yeni bir sermaye düşürdüler ağlarına: Doğruluk kelimesini alıştıra alıştıra ırzına geçtiler. Liseyi kopya çekerek geçmek iftiharlı bir iş, vergiyi binbir hileyle kaçırmak sıradan, elektrik sayacıyla oynamak ve kaçak kullanmak olağan, kırmızı ışıkta geçip yayaya çarpmak ve olay yerini süratle terketmek basit… Sorun soruşturun; etrafınızda askerden kaçmak için sahte rapor, özürlü maaşı almak için sahte rapor, TOKİ’den hülleyle ev almak için sahte muhtar kağıdı, evinin vergisini düşük göstermek için göstermelik noter beyanı, otomobilde özürlü indirimi için özürlü akrabasının üzerine ruhsat çıkaran galerici, işçisinin kıdemi birikmesin diye gir-çık yaptıran patron, aklınıza ne gelirse her tür ..bneliği ezberlemiş birilerini göreceksiniz. Bütün bir sıra halide Doğruluk kelimesinin ırzına geçtiler, ağzını yüzünü yalaya yalaya yaptılar bunu. Bugün Doğruluk kelimesinin karşılığı: ENAYİ MİSİN? Sorusudur.</p>
<p>Siirt’ten seçim iptal ettirilip hileyle zar-zor TBMM’ye girmiş, döneminde Alman kriminal tarihin en büyük yolsuzluk dosyası olan Deniz Feneri davasında bütün deliller tek tek aklanmış, Hizbullah bırakılmış, Zina suç olmaktan çıkarılmış, Türkiye yolsuzlukta Avrupa 1. si olmuş bir ülkenin Başbakanı malvarlığını bağımsız bir denetimden kaçırıp duruyorsa, Sözcük Kerhanesi’nde kim bu %50 diye sormayacaksınız…</p>
<p style="text-align: justify">Altında bilmem kimin mezarı var diye Ucube ilan ettiği heykeli yıktırıp, yerine Kaşar heykeli diktiren bir zihniyetin DİNİ, sözcük kerhanesinin en makbul kelimesidir. DİN sözcüğüyle akan sular durur. İnsanın inancı, imanı ve itikati oynamaya o kadar müsaittir ki; ‘Ekmek 5 lira olsun alırım, bunlar hiç olmazsa Müslüman’ diyebilen insanlarla aynı kahvede çay içmek zorunda kalırsınız.</p>
<p>Sözcük kerhanesinin muhabbet tellaları DİN kelimesini de aldılar. Alladılar pulladılar ve vitrine koydular. En pahalı sermayeleri olan DİN’in başında örtü oldu mu, camekândan izleyen güruh için makbul sayıldı. Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Lübnan’da, Suriye’de öldürülenler Müslüman değil, öldürenler de Hristiyan değiller ya; bir Mavi Marmara gemisiyle ‘Müslüman’ oldular. Bir Cuma çıkışı gazetecilere simit dağıtıp İslam’ı seçtiler. Bir Hac ibadetiyle Hacı kesildiler. O kadar Müslümanlar ki; Madımak’ı cayır cayır yakanların avukatları, bugün partilerinin milletvekili oldu. 5 vakit namazını kılıp tezgâhın arkasında sahte peynir üreten bunlar, ayarı düşük altını satıp faturasını ‘hurda altın’ diye kesen bunlar, yüzbinlerce taşeron işçiyi patronların elinde köle eden bunlar, faizin en babasını ‘kar payı’ diye yutturup Bank Asya’yı kuran bunlar ve bunlar DİN kelimesini kerhanelerin en güzide yerinde pazarlayanlardır.</p>
<p>Irak’taki askerlerin evlerine sağ-salim dönmesi için duacı olduğunu söyleyen, bütün Ortadoğu’nun parçalanması için eşbaşkanlık vazifesini baştacı edip sürdüren ve kafasında çuvalla gezen Mehmetçik’in hakkıyla ahirete kadar yolu olan bir Başbakan kalkıp da; ‘Helalleşmekten’ bahsediyorsa, benim hakkım haram olsun kardeşlerim. Bilal’in villasına, gemisine bakıp ‘O kadar olur’ diyenlerin diniyle camiye gidenler var; bu sözcük kerhanesinin %50’si kimdir diye sormayacaksınız.</p>
<p style="text-align: justify">Bunların kerhanesinde Namus, Doğruluk ve Din pazarlanıyor. Elbette kendilerine göre namus, doğruluk ve din… Seksen yıllık Cumhuriyet’in satılmadık tek kurumunu, tek metrekare arazisini, tek madenini, sahilini ve ormanını bırakmayanlar, ‘satmaya’ o kadar alışmışlar ki; akarsularla, derelerle ve tarlalarla son gaz devam ediyorlar. 10 yıl idare ettiler. Şimdi sıra geldi Mehmetçiği pazarlamaya… BOP’un devamı için sırada bekleyen Suriye ve İran için pazarlanacak olan Mehmetçik’tir. Hava’sı, Kara’sı, Deniz’i bütün ordu tasfiye edilirken, izleyen güruh elinde çekirdekle seyrediyor haberleri. Bir millet boynuna tasmayı bu kadar mı gönüllü takar; akıl almıyor. Ancak Irak tezkeresi TBMM’den geçsin diye her bir yanları yırtılanlar hala iktidarda kalabildilerse, kim bu boynu tasmalı %50, sormayacaksınız.</p>
<p>Angelina Jolie’nin gittiği her yerde, 6 ay sonra BM askeri görürsünüz. İşte sıra Hatay sınırında… Sözcük kerhanesinin muhabbet tellaları şimdiden başladılar: Emperyal Türkiye, Neo-Osmanlı, Suriye’nin Türkiye’ye dâhil edilmesi diye diye, %50’yi peşlerine takmış gidiyorlar. AB ve ABD işgalinin ismi; Barış Projesi olacak.</p>
<p style="text-align: justify">Tecavüz, yolsuzluk, rüşvet, sapıklık, cinayet, hırsızlık, haysiyetsizlik ve münafıklık bir toplumda bu kadar sıradanlaşmış, kabul görmüş ve pohpohlanıp en tepeye kadar yerleşmişse, o tasmayı boynunda gururla taşıyanları izlemeye devam edeceğiz.<br />
Ha; sözcük kerhanesinde ‘Tasma’ kelimesinin de bir karşılığı var: ‘Türkiyelilik.’<br />
Boynu tasmalı zavallı Türkiyelileri izliyoruz.</p>
<p style="text-align: justify">
<p>Kaynak : <a href="http://www.haber3.com/sozcuk-kerhanesi-106546y.htm#ixzz1kwD4fo9U">http://www.haber3.com/sozcuk-kerhanesi-106546y.htm#ixzz1kwD4fo9U</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2012/01/30/sozcuk-kerhanesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CÜBBELİ HADİSESİ! TAHT KAVGASINDAN İBARETTİR</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2011/12/18/cubbeli-hadisesi-taht-kavgasindan-ibarettir/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2011/12/18/cubbeli-hadisesi-taht-kavgasindan-ibarettir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 13:11:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>köylüzade</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer EFE - RUHNAME]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[CÜBBELİ]]></category>
		<category><![CDATA[cübbeli ahmet kaset görüntüleri]]></category>
		<category><![CDATA[cübbeli foto]]></category>
		<category><![CDATA[cübbeliahmet hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[gülen cemaati]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail AĞA]]></category>
		<category><![CDATA[ismail ağa cemaati]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Usta Osmanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[ömer efe]]></category>
		<category><![CDATA[tbmm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3653</guid>
		<description><![CDATA[Cübbeli Ahmet olayının perde arkasını ilk kez bu boyutu ile ifşa ediyorum. Ruh sağlığı bozulan ebdeiyet intikali uzak görünmeyen, Mahmut Usta Osmanoğlu'nun cemaat hakimiyetnin kaybolması sonucu, Taht kavgası nedeni ile Ahmet hoca afaroz edilmeye çalışılmaktadır. Sürecin nasıl sonuçlanacağına dair öngörüm yine yazımın içeriğindedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/12/cub.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3656" title="cub" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/12/cub.jpg" alt="" width="300" height="229" /></a>Ara vermek istedim bir süre&#8230; Farklı daha tutarlı çalışmalar yapabilmek adına. Fakat olmuyor gündemden uzak kalıp kendimi bir dağ köyüne mahkum etmeye çalışsam da, içimdeki muhalif ruh kimseyi bulamasa,   köyün muhtarına isyan edip beni bana bırakmıyor. Hal böyleyken gördüğümüzü anlatmamak mümkün değil malesef.</p>
<p>Gündemde onca konu varken, Kısaca &#8216;Cübbeli Ahmet&#8217; olayına değinmek istiyorum.</p>
<p>&#8216;Cübbeli Ahmet&#8217;  yani &#8220;Ahmet Mahmut Ünlü&#8221; aylar öncesinde bahsetmiştim. Dinler kişilere indirgendiğinde yozlaşırlar. Din uhlevi kalmalıdır. Hristiyanlık en büyük darbeyi kendi reformlarından yemiştir. Din adamlarının &#8216;ruhani&#8217; bir boyuta taşınması, ilk anda popülist bir aktivite olsada, 19 asır itibarı ile içi çürüyen, kendi kendini kemiren bir canavara dönüşmüştür. Devrin şartlarında namümkün olan birçok uygulama dini yozlaştırarak, insanları itmeye başlamıştır. Buna en bariz örnek: &#8216;kilise tacizleri&#8217; verilebilir. Hertürlü zevkin tanımını çocukluktan itibaren istem dışı dahi öğrenen zihniyeti, yaşam boyu tutmanın çok zor olduğu bir oruça mahkum etmenin bu bariz sonuçları doğuracağı aşikardı. Vatikan bu hatadan dönmenin yollarını aramakta buna yönelik kendi gömdüğü sözde yazıtlar vasıtası ile bu durumu çözümlemeye çalışmaktadır. Bunu yaparken ise Protestan-Ortodoks cemaati pay çıkarmamak için zamana yaymaktadır. Kıbrıs güneydoğu civarı &#8216;Barnabas&#8217; arayışları bu gayeye ulaşmak içindir.<span id="more-3653"></span></p>
<p>Keza yahudilik temelde kendi içine kapanarak evrensel olma imkanını kaybetmiş ve yer altı ruhani bir yapıya bürünerek ise insanları ürkütecek boyutta uzaklaştırmıştır. Bunda &#8216;siyonizm&#8217; etkisi net deşifre edilerek kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.</p>
<p>İslam ise dinler içerisinde en genç ve diğer tüm dinlerin ortak paydalarınıda içinde bulundurduğundan muhakkak ki ömrü daha fazla olacaktır. Ömrü tükendiğinde ise Ahir-vakit gelecek inanışı müthiş bir sağlamadır. İslam düşünsel olarak kolay çökertilemeyecek bir dindir. Felsefi tüm sorulara bir cevap bulabilen tek dindir. Kelime oyunları ile köşeye sıkıştırılmaya çalışılsa da, bilgisi geniş ulemanın &#8216;delil&#8217;e dayalı net cevapları ile bu sorular itibarsızlaştırılmıştır.</p>
<p>&#8216;Yıkılamayan kale içten fethedilir&#8217;. Müslüman kardeşlerin Hazretleşmesi , İran devrimi, suud kralların Ehli beyt olarak kabulü v.b  gibi küçük hatalar,  islam dünyasında derin yaralar açmıştır. Bu bilinçli hataların ardında derin komploların oluşu başlıca bir konudur.</p>
<p>İslam üzerine oynanan oyunlar geçtiğimizin son çeyreğinden itibaren hızlanmış top yekün seferberlik misali islam dini üzerine çullanmıştır. Cahil yoksul bırakılan islam dünyası hataya zorlanmıştır. Bir çok yerde enginizasyona tabi islam toplumu malesef bu komploya alet olmuştur.</p>
<p>İslamiyetin doğduğu Arap dünyası helak bir haldedir. Gelir dağılımdaki adaletsizlik zengin fakir tüm toplumu sefalet ve rezalet yaşam şartlarına sürmüştür.  Örneğin; bu coğrafyada gelir seviyesi yüksek insanların büyük çoğunluğunun,  eşcisellik başta olmak üzere  fantazi arayışları, islam tabiatı ile uyuşmadığından dinin yozlaştığı algısı yaratmaktadır.  Bu bilinen gerçeğin dillendirilmemesinin tek nedeni, islamın beşiğinin bu kara ile karalanmaması gerektiğine inanılmasındandır. Fakat artık mızrak çuvala sığmamaktadır.</p>
<p>Konuların üzerinden teğet geçerek, İslam dünyasının yükselen yıldızı Türkiye&#8217;ye dönmek istiyorum. Muhteşem Osmanlı&#8217;nın çürümeye başlaması ile islam yara almaya başlamıştır. Konuyu detaylandırmamaya çalışarak bu süreci konu başlıkları ile vurguluyorum. İslam kişilere indirgenerek, kişisel hatalar dine fatura edilerek hedef din islam, her geçen gün yara almaya devam  etmektedir. 28 ŞUBAT bu durumun en bariz örneklerindendir. Sözde &#8216;islam önderlerinin&#8217; ahlak dışı davranışları malesef dine mal edilmiştir. Yükselen cemaatçilik, misyonunu aşmak zorunda kalmıştır. Liderleri ise isteyerek veya istemeyerek bu sürecin bir parçası olarak sembolleşmek zorunda kalmışlardır. Kimi zaman &#8216;ilahlaşmak&#8217; &#8216;ruhani&#8217; bir hal almak istem dışı dahi de olsa, malesef kontrol edilemeyen bir güç haline geldiğinden, kendine çıkan bir merdiven misali kısır döngüye mahkum olmuştur. Bu döngü yine islamın maneviyatına inen bir darbedir.</p>
<p>İşte bu bağlamda ülkenin en prestijli komedyeni ile kıyaslanan bir din adamı, büyük çoğunluğun sempatisini kazanan mükemmel bir zekayı dahi uzun zaman önce direkt olarak kaleme almış, bu ağır misyonu yüklenmesinin hata olduğunu belirtmiştim. Bu bir &#8216;ben haklıydım&#8217; yazısı değildir. Bu satılmış medyanın ve her şeyin başı yönetim yani iktidarın derin komplosunun deşifresidir. Farkında olmadan yine dine büyük bir darbe vurulmuştur. Ey iftiracı röntgenci hükümet; devletin tetikçi kullanmasını görmüştük, sayenizde telekulak, şantajcı,komplocu kullandığınıda gördük&#8230;</p>
<p>Cübbeli olayını biri yazsın, söylesin diye bekledim fakat memlekette deli yada delikanlı kalmadığından konuyu ifşa etmeyi görev bildim. Cemaatin tamamının bildiği gerçek kol kırılır yel içinde kalır denilerek gizlenmiştir. Polis ve savcılık zaten bürokratik maşadır. Medya ise hükümet tarafından sindirilmiştir.</p>
<p>Lafı bukadar dilendirdikten sonra nihayet sonuçtayız. Cübbeli olayı; Mahmut Usta Osmanoğlu&#8217;ndan boşalacak koltuğun halefinin belirlenmesi adına düzenlenmiş bir entrikadır. &#8216;Şahin kanatın&#8217; Fethullah Gülen cemaati imkanları ile Cübbeli&#8217;yi saf dışı bırakmasıdır. Bu olaya hükümette alenen çanak tutmuştur. Sözde durum sonrası GÜLEN cemaati ile çatlak olmuş havası verilerek her zamanki gibi, süreci kendi adına ılımanlaştırma politikasını devreye koymuştur.</p>
<p>Bu sürecin sonunda muhtemelen İsmail ağa cemaati bölünecektir. Bu bölünme kimseye yaramayacağı gibi sadece Fethullah Gülen hareketine yarar sağlayacaktır. Zararı ise islam dinine mal olacaktır.</p>
<p>MHP kaset skandalları,  Bülent Arınç suikast iddiaları gibi, fındık kabuğu meselelerden kişi ve kurumlara derin darbeler vurulmaya devam edilmektedir. Vurulan her darbe  maddi olduğundan daha fazla manevi bir yaradır. Sorumluları kendi vicdanlarına havale ediyorum.   İsmail ağa cemaatine birlik olma çağrısını borç biliyorum. &#8216;Ahmet Hocama&#8217; ise islam dinine bugüne kadar olan katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. En kısa sürede &#8216;Ömer &#8216; adaleti ile nasiplenmesini diliyorum. İktidar ve Gülen cemaatine ise islah olmalarını, en azından &#8216;delikanlı&#8217; olmalarını öneriyorum.</p>
<p>Bu günlükte gördüklerim, duyduklarım, yaşadıklarım düşündüklerim bundan ibaret. Önceki ifadelerim gibi buda geçerlidir. Kayda geçsin.  Kaptanın seyir defteri kendi kaleminden, seyir devam ediyor. Saygılarla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2011/12/18/cubbeli-hadisesi-taht-kavgasindan-ibarettir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AVRUPA&#8217;DA KRİZ VE SOL</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2011/12/18/avrupa%e2%80%99da-kriz-derinlesirken-sol-da-kendi-icinde-hesaplasiyor/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2011/12/18/avrupa%e2%80%99da-kriz-derinlesirken-sol-da-kendi-icinde-hesaplasiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 11:05:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>köylüzade</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3650</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa’da kriz giderek derinleşirken, solun kendi içindeki hesaplaşmalar da hız kazanıyor. Son olarak Yunanistan Komünist Partisi, İspanya Komünist Partisi’nin de içinde bulunduğu Birleşik Sol ve Avrupa Sol Partisi’ni topa tuttu. Merkezinde İspanya Komünist Partisi’nin (PCE) bulunduğu Sol Birlik (Izquerida Unida, IU) 20 Kasım’da yapılan genel seçimde oyların yüzde 6,9’unu alarak 11 milletvekili çıkartmıştı. Bu, blokun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/12/simakkemegalo.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3651" title="simakkemegalo" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/12/simakkemegalo.jpg" alt="" width="220" height="220" /></a>Avrupa’da kriz giderek derinleşirken, solun kendi içindeki hesaplaşmalar da hız kazanıyor. Son olarak Yunanistan Komünist Partisi, İspanya Komünist Partisi’nin de içinde bulunduğu Birleşik Sol ve Avrupa Sol Partisi’ni topa tuttu.</strong></p>
<p>Merkezinde İspanya Komünist Partisi’nin (PCE) bulunduğu Sol Birlik (Izquerida Unida, IU) 20 Kasım’da yapılan genel seçimde oyların yüzde 6,9’unu alarak 11 milletvekili çıkartmıştı. Bu, blokun 1996’dan beri aldığı en iyi sonuç oldu.</p>
<p>Aynı zamanda Avrupa Sol Partisi (ELP) başkanlık heyetinin de üyesi olan İspanya Komünist Partisi, devam eden ekonomik krizle ilgili reform taleplerini ön plana çıkartmasıyla dikkat çekiyor. “Daha iyi yönetilen” bir kapitalizm talebine karşılık gelen reformist çizgi, kıta çapında ELP tarafından temsil ediliyor. Avrupa’daki ekonomik krizin odak noktasında duran Yunanistan’da ise komünistler, sosyalist bir iktidar talebiyle mücadelelerini yürütüyorlar.<span id="more-3650"></span><br />
İspanya seçimlerinin ardından günlük gazetesi Rizospastis’te (Radikal) bir değerlendirme yazısı yayımlayan Yunanistan Komünist Partisi (KKE), “Sol Birlik’in, seçmenleri, kapitalist sistemin ‘daha iyi yönetilebileceği’ yanılsamasına mahkum ettiğini” ileri sürdü. Bunun üzerine KKE’ye bir açık mektup yollayan PCE eleştirileri reddederek, IU’nun antikapitalist bir programa sahip olduğu savundu. PCE, mektubunda mevcut kriz şartlarında, 21. yüzyılın sosyalizmi alternatifine ulaşmak üzere solun birbirine daha fazla yakınlaşması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>KKE, eleştirisinin gerekçelerini anlattı</strong><br />
PCE’nin mektubu üzerine eleştirisinin gerekçelerini açıklayan KKE ise, “İspanya Komünist Partisi’nin, temel belgelerinde ‘AB ilkelerini’ savunmayı benimseyen ve kapitalizmin yönetilmesine yönelik bir konuma yerleşmiş bulunan ‘Avrupa Sol Partisi’ başkanlık divanında yer alıyor olması bile kendi başına bir cevaptır” dedi.</p>
<p>Mektupta IU’nun seçim programının neden anti-kapitalist bir içeriğinin olmadığı ise oldukça ayrıntılı bir şekilde açıklanıyor. Programda, kapitalizmin krizinin bir “borç krizi” olarak tanımlandığı ve emekçilerin borcun yeniden yapılandırılması ve AB tarafından tahvil çıkartılmasından kazancı olacağı fikrinin savunulduğunu ortaya koyan KKE, “bu kapitalist düzenin açmazlarını aşmak iddiasıyla uydurulan yönetim ‘şarlatanlığı’ değilse nedir” diye sordu. KKE ayrıca Yunan halkının AB tarafından çıkartılan tahvillerle ilgili deneyimlerinin pek de hoş olmadığını ifade etti.</p>
<p>IU’nun seçim programının AB emperyalizmini desteklemeye odaklandığını belirten mektup, IU’nun çabasının AB’yi dağıtmak değil, onun kurtarılmasını ve “düzeltilmesi”ni savunmak yönünde olduğunu ifade ediyor. IU programı, “AB anayasa modelinin tamamen değişmesi gerektiği”, “AB’nin mevcut dış politikasının değişmesine bağlı kalınması” gibi başlıkları içeriyor. KKE ise, PCE ve koalisyon örgütü IU’yu “tek bir yerde bile devletlerarası bu emperyalist birliği sorgulamamak” ve “AB’den çıkma gerekliliğine hiçbir yerde işaret etmemek”le suçluyor.</p>
<p><strong>“AB üye devletlerin kamu borçlarını üstlenmeli”</strong><br />
IU’nun seçim programında “krize çözüm” olarak “AB’nin üye devletlerin kamu borçlarını üstlenmesi ve spekülasyonu önlemek üzere gerekli miktarda tahvil çıkartması gerektiği” savunuluyor. KKE, bu yaklaşımı AB’nin halktan yana bir karakter kazanabileceği ve AB eliyle krizin işçi sınıfı ve emekçiler lehine bir “çözüm”e kavuşturulabileceği yanılsamasını yarattığı için sert bir şekilde eleştiriyor. KKE, PCE’ye yazdığı mektupta “AB’nin hücreleri tekeller, omurgası ise sermaye egemenliğidir; AB düzeltilemez” diyor.</p>
<p><strong>“Özelleştirmeler şeffaf ve demokratik biçimde yapılmalı”</strong><br />
KKE, PCE’ye yazdığı mektupta “şu ifade ‘kapitalizmin iyi yönetilmesi’ iddiasına işaret etmiyorsa neye ediyor” diye soruyor. Bahsi geçen ifade IU’nun seçim programındaki şu cümle: “Özelleştirme süreci başlayacak olursa IU, sendikalar ve toplumsal hareketlerle işbirliği içinde bu kararın hiç değilse şeffaf ve demokratik bir biçimde, etkilenen yurttaşların katılımıyla gerçekleştirmesini talep ederek bu sürece karşı mücadele edecektir.”</p>
<p>(soL – Dış Haberler)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2011/12/18/avrupa%e2%80%99da-kriz-derinlesirken-sol-da-kendi-icinde-hesaplasiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bill Gates Microsoft&#8217;a geri dönüyor mu</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2011/12/18/bill-gates-microsofta-geri-donuyor-mu/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2011/12/18/bill-gates-microsofta-geri-donuyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 10:58:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>köylüzade</dc:creator>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3647</guid>
		<description><![CDATA[Bill Gates nihayet beklenen açıklamayı yaptı. Efsane isim Microsoft&#8217;un başına geri mi dönüyor? Yazılım devi Microsoft&#8217;un efsane patronu ve dünyanın en zengin insanı Bill Gates&#8217;in tekrar Microsoft&#8217;un başına geçip geçmeyeceği uzun zamandır tartışılıyordu. Ancak Gates, tüm bu tartışmalara nokta koyarak Microsoft&#8217;un başına geri dönmek gibi bir düşüncesinin olmadığını açıkladı. Kendini hayır işlerine adadığını ve çalışmalarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/12/bill-gates-resimlerii-6.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3648" title="bill-gates-resimlerii-6" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/12/bill-gates-resimlerii-6-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Bill Gates nihayet beklenen açıklamayı yaptı. Efsane isim Microsoft&#8217;un başına geri mi dönüyor?</h2>
<p>Yazılım devi Microsoft&#8217;un efsane patronu ve dünyanın en zengin insanı Bill Gates&#8217;in tekrar Microsoft&#8217;un başına geçip geçmeyeceği uzun zamandır tartışılıyordu.</p>
<p>Ancak Gates, tüm bu tartışmalara nokta koyarak Microsoft&#8217;un başına geri dönmek gibi bir düşüncesinin olmadığını açıkladı. Kendini hayır işlerine adadığını ve çalışmalarını yine bu alanda devam ettireceğini kaydeden Gates, Bill and Melinda Gates Foundation çatısı altında yardıma muhtaç insanlara ulaşmaya çalışacaklarını belirtti.</p>
<p>Steve Jobs&#8217;la ilgili düşüncelerini de paylaşan Gates&#8217;e &#8220;iPhone kullanıyor musunuz&#8221; sorusu yöneltildiğinde Gates net bir şekilde &#8220;Hayır&#8221; cevabını vererek sözlerini şöyle noktaladı: &#8220;iPhone kullanmıyorum; Windows Phone&#8217;lu telefonlar gayet fantastik.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2011/12/18/bill-gates-microsofta-geri-donuyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk Şehidin Mektubu</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2011/10/24/ilk-sehidin-mektubu/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2011/10/24/ilk-sehidin-mektubu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 12:29:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Serdar Arslantürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞEYAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Serdar Arslantürk -Sessiz Sedasız-]]></category>
		<category><![CDATA[analar ağlamasın]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[bop]]></category>
		<category><![CDATA[büyük ortadoğu projesi]]></category>
		<category><![CDATA[çukurca]]></category>
		<category><![CDATA[dtk]]></category>
		<category><![CDATA[eruh]]></category>
		<category><![CDATA[hakkari]]></category>
		<category><![CDATA[iluh]]></category>
		<category><![CDATA[kck]]></category>
		<category><![CDATA[mayın]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Serdar Arslantürk]]></category>
		<category><![CDATA[özel kuvvetler]]></category>
		<category><![CDATA[özerklik]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[şehadet]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[tsk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3635</guid>
		<description><![CDATA[Ana, Sana bu mektubu Mehmet Şah’la birlikte yazıyorum. Öncelikle ellerinden ve gül yüzünden hasretle öpüyorum. Biraz öfkeliyim, beni bir tek sen anlarsın diye yazıyorum ana. Bu mektubu yazmak şart oldu. Şimdiden söyleyeyim; kusuruma bakmasınlar ana. 27 sene geçmiş&#8230; Ölmez falan diyorlar da, Ö-L-Ü-Y-O-R-U-Z, bu böyle biline ana. Ölmeseymişim bugün 48 yaşında koca bir adam olacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Ana,</p>
<p style="text-align: justify">Sana bu mektubu Mehmet Şah’la birlikte yazıyorum. Öncelikle ellerinden ve gül yüzünden hasretle öpüyorum. Biraz öfkeliyim, beni bir tek sen anlarsın diye yazıyorum ana. Bu mektubu yazmak şart oldu. Şimdiden söyleyeyim; kusuruma bakmasınlar ana.<span id="more-3635"></span></p>
<p style="text-align: justify"><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/mad_soldier_by_yukidemonkat-d3037rc.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3636" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/mad_soldier_by_yukidemonkat-d3037rc-191x300.jpg" alt="" width="191" height="300" /></a> 27 sene geçmiş&#8230; Ölmez falan diyorlar da, Ö-L-Ü-Y-O-R-U-Z, bu böyle biline ana. Ölmeseymişim bugün 48 yaşında koca bir adam olacak ve kınasından iki gün sonra ayrıldığım helalimle yuva kurmuş olacaktım. Torunların olacaktı. Ama olmadı, bırakmadılar ana.</p>
<p style="text-align: justify">27 senedir sizi izliyoruz. Burada binlerce arkadaşımla birlikte sizi seyrediyoruz. Daha geçen hafta Çukurca’dan 24 arkadaş daha geldi yanımıza. Hemen arkalarından 3 yiğit daha&#8230; Çekingenler, ne olduğunu anlayamamışlar. Hepsinin yüzünde bir korku, bir belirsizlik. Onlar da aramızdalar ve sizi izliyoruz ana. Kimler yok ki burada; doktorlar var, kaymakamlar, mühendis arkadaşlar, teknisyenler, şoförler var, hemşire bacılarımız, öğretmenler. Bazıları ailece gelmişler, kucaklarında bebekleri var, hamileler bile var ve kaç zamandır buradalar&#8230; Görsen acıdan gözlerin dolar; burada cesetlerimizden ibaret bir Türkiye daha oldu 27 yıldır, haberiniz var mı ana?</p>
<p style="text-align: justify">Hep beraber sizi izliyoruz. Orada bilen biri varsa sorar mısın; kocası ölene dul, babası ölene yetim, anası ölene öksüz diyorsunuz da, EVLADI ÖLENİN BİR İSMİ VAR MI ANA?</p>
<p style="text-align: justify">Hepiniz gizli gizli ağlıyorsunuz geceleri. Duvarlarda fotoğraflarımız var, isimlerimize parklar, sokaklar falan&#8230; Belediye otobüsüne bedava bindiriyorlar sizi, ha bir de size yer verilsin diye uyarı levhaları koymuşlar. Ben olaydım da yanında, otobüse biletle biner, ayakta olsa da giderdik; değil mi ana?</p>
<p style="text-align: justify">Büyükbaşların tanesine 8 milyon lira verdikleri onlarca kobra helikopteri, 2–3 milyon liralık tankları, uçaksavarları, obüs mermileri, kasalarca ve kilolarca kurşunları ve fişekleri seyrediyoruz. Her yıkıldığında yeniden yapılan yüzlerce binayı, her yandığında yeniden dikilen onlarca şantiyeyi ve inşaat makinelerini izliyoruz. Sürekli kapkara bir duman yükseliyor bölgeden, bazen tam göremiyoruz olanları&#8230; Sonra duman dağılırken bakıyoruz; yeni arkadaşlar gelivermiş aramıza. Dönüp size bakıyoruz; bize hakkınızı helal edip etmediğinizi soruyorlar. Helal ettiğinizi duyuyoruz. Şimdi, hakkını helal edecek olanlar ONLAR MI, YOKSA BİZ MİYİZ; imama bir sorsana ana?</p>
<p style="text-align: justify">Burada herkes herkesle gayet iyi anlaşıyor, kimsenin derdi yok birbiriyle. Ben Gilan’la, Roj’la, Baran’la tıpkı Mehmet’le, Mustafa’yla, Osman’la, Kürşat’la ya da Elif’le, Hatice’yle, Zeynep’le anlaşabildiğim gibi anlaşıyorum. Burası belki bu yüzden güzeldir. Belki de burası bu yüzden cennettir. Herkes herkesle anlaşabiliyor; cennet yağlı ballı ırmakları, hurileri bahçeleri olan değil, İNSANIN İNSANI ANLADIĞI YERMİŞ ANA&#8230;</p>
<p style="text-align: justify"><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/The_Undying_Soldier__by_Indagate.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3637" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/The_Undying_Soldier__by_Indagate-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Bayrağımız gönderde kalsın, her yanda Ayyıldız dalgalansın, yere göğe, dağa taşa kahramanlığımız yazsın diye nöbet tutuyorduk o gece. Elimizde bir tüfek, sırtımızda bir hücum yeleği, ayağımızda kara kara postallar ve aklımızda bin tane soru&#8230; Burnumuzda hasret, yüreğimizde kah sılanın kah yarin özlemi, gecenin 02:00’si ve karanlığa doğru melul melul bakan gözlerle bekliyorduk. Yılanlar, akrepler, böcekler kaynıyor toprağın altı. Görebileceğin en uzak yerlere kadar sadece taş, kaya ve hepsi bu. Dedim ya; bayrağımız dalgalansın, marşımız söylensin, her yanda ismimiz yazsın diye bekliyorduk. Öyle demediler mi gönderirken ana?</p>
<p style="text-align: justify">Aha bu Berat geldi nereden geldiyse. O’nun da sırtında bir tüfek, cepleri el bombası dolu. Gözleri uykusuzluktan benden beter, midesinde bir avuç haşlanmış un bulamacının kaya gibi sertliği, ayaklarında sarı sarı mekaplar. ‘Ne işin var lan burada?’ demeye kalmadı, sıktık birbirimize. Sonrası karanlık ve burası.</p>
<p style="text-align: justify">27 yıldır birlikteyiz burada. Avuç kadar toprağın üzerinde ‘birlikte’ olmayı beceremedik ama 27 senedir beraberiz burada. Beni gönderenlere bir sorsana ana; oğluna Jiyan ismini koyan ananın da bir özel bir ismi var mı? Jiyan soruyor da yanımda, selam ediyor bir de hepinize.</p>
<p style="text-align: justify">‘Vatan bölünmez!’ Babam böyle bağırıyordu cenazemde. Bir de ‘Vatan sağ olsun!’ var hep bir ağızdan söyledikleri. Güzel de, 27 yıldır ‘vatanın bölük pörçük’ olduğunu izliyoruz ana&#8230; Buradan çok açık görülüyor; aynı toprağın üzerinde birbirini sevmeyen, birbirini dinlemeyen, birbirine hoşgörü ve tahammül göstermeyen, gittikçe fakirleşen ve yalana-harama-uçkura tamah etmiş bir ‘vatan’&#8230; Geçen hafta gelen 24 arkadaştan biri soruyor; ‘Biz açıköğretim okuyamadık, tecili 5-6 sene uzatamadık, çürük raporu alamadık, ağa-babalardan birine telefon açtırıp subay gazinosunda garsonluk ayarlamadık. Çıktık geldik Çukurca’ya. Uykumuzun ortasında mermi boşaldı üstümüze, işte hepinizden ayrı kaldık&#8230; ‘Bordo klavyeliler’ pek mahirler yakıp yıkmakta ama Facebook profil resminde bir hafta durup kalkacak bayrak için mi vurulduk?’ diye soruyor ana.</p>
<p style="text-align: justify">‘Bir evladım olsa, O’nu da göndereceğim’ demiş Üsteğmen Yusuf’un babası. Dönüp Yusuf’a baktık sizi izlerken. ‘Kardeşim tıpta okuyor’ dedi. Devam etti: ‘Dicle Üniversitesinde okuyor, iki yıla mezun olacak&#8230;’ Bazılarımızın Amed dediği Diyarbakır’ın Dicle Üniversitesi’nde okuyan kardeşine baktık buradan&#8230; Eline ağabeyinin fotoğrafını vermişler, tabutun önünden önünden yürüyor yarının doktoru. Bizim için yarının doktoru ama ‘vatan’ için feda edilmeye hazır biri gibi geliyor onlara; vatan için feda edilmeye hazır bir doktor, bir işçi, bir çoban, bir tamirci, bir genç&#8230; 27 senedir binlerce can feda edilmiş ‘vatana’ bakıyoruz buradan ana.</p>
<p style="text-align: justify">Ben göğsümdeki mermiyle gömüldüm, biliyorsun. Merminin çıktığı tüfek Rus yapımı, mermi İsrail’den. Hüseyin var sonradan gelenler arasında; beyni darmadağın olmuş şarapnel parçalarıyla. Basıp paramparça edildiği mayın Alman yapımı. Topuğu uçan bir arkadaşımız var, bacağı tümüyle kopan, elini bileğinden kopup düşen. Bunca fişek, mermi, mayın ve bomba Fransa’dan, İtalya’dan, Amerika’dan gelip bizi bulmuş. Toplanıp yaramıza beremize bakınca anladık biz. Ama onlar, evet onlar anladılar mı ana? Bir sorsana bu mektubu okuyanlara; muhtara sor, kaymakam bey de düşünsün, mümkünse Valimiz ve Başbakanımıza kadar bir sor ana; bizim anladığımızı onlar da anlıyorlar mı? Vatana saldıranlar kim, koruyan bizler neyle koruyoruz? Burada kazanan kim, kaybeden kim? Bunun TÜRKÇESİ AYRI, ZAZACA’sı BAŞKA MI ANA?</p>
<p style="text-align: justify">‘Şehit’ kelimesi Arapça’dan gelme Türkçe; öksüz, yetim, dul Türkçe tamam da, ‘şehit anası’nın hangi dilde bir karşılığı var ana?</p>
<p style="text-align: justify"><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/3.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-3638" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/3.jpg" alt="" width="300" height="213" /></a> İluh’ta bir ekmek yemiştik o zamanlar, tadı hala damağımdadır. İntikaldeyiz, yürümekten ayaklarımız olmuş birer kiloluk kaya. Koltuk altlarım kaşınıyor, bitlenmemek için habire tuz sürüp duruyoruz apış aralarımıza. Bir mezraya uğradık, tıpkı senin gibi bakan, belki de senin gibi kokan bir ‘ana’. Tandırdan bir ekmek verdi sıcak sıcak. İluh ekmeği. Yanına da ‘tırşık’ verdiler. Bildiğin patlıcan, domates ana. Yerken şöyle bir baktım; yeryüzünün en görkemli, en heybetli, en asi toprakları bizim ana&#8230; Bin tane dere akıp geçiyor, kayalar bana mısın demeden bir yükselip bir yok oluyor. Öyle güzel kokuyor ki ovalar; yüz bin arı bir milyon kovan var her yanda. Ekmek boğazımda kaldı, TROK-TROK-TROK! Rusların Skorsky’si alevlerini kusa kusa geçip gitti yüzlerce metre arazide&#8230; Sana bunları yazarken omuzumdan başını uzatıp merakla ne yazdığıma bakan çoban Bawer, işte o gün parçalanmış İluh’ta. Bawer’in anasına söyle ana hayattaysa; tandır ekmeği ve tırşık, bu toprakların en güzel yemeğiymiş meğer.</p>
<p style="text-align: justify">İnsan nankördür. Hafızası zayıftır. Unutmak fıtratındandır. Neler neleri unuttuklarını buradan izliyoruz ana.  1920’lerde Dersim’den Nalin’le Yozgat’ta Hatice bir olup, bileziklerini yollamışlardı Mustafa Kemal’in askerleri için. Hakkari’li Ezman’la Kars’lı Salih’in koyunları aynı sürüde, yoğurtları aynı sofradaydı. Erzurum’un tulum peynirinde, çağ kebabında, Iğdır’ın bozbaş köftesinde, Siirt’in büryan kebabında, yanyana dizilmiş horonda halayda, zurnada ve davulda, ağıtta, manide, al kınada ve ak gelinlikte birdi Anadolu. Bir sorsana bu mektubu okuyanlara: 90 sene öncesi vatan toprağının altında ‘şehit’ olarak birlikte yatmış olanlar, TOPRAĞIN ÜSTÜNDE ‘ŞEHİTLER’ VE ‘LEŞLER’ DİYE NE ZAMANDIR AYRILDILAR ANA?</p>
<p style="text-align: justify">Ellerinden öperim. Senin, babamım, bacımın, bütün milletimin ellerinden, gözlerinden öperim, affedin&#8230; Bağışlayın ama suçlu onlardır ana. Evet; suç da günah da onlarındır! Burada sizi izleyen onbinlerce merhum arasından bunu söylemek bana kaldı. Ama günah onlarındır ana.</p>
<p style="text-align: justify">Bu kardeş savaşının ‘vatan’, ‘toprak’, ‘millet’ kisvesi altında sürdürülen kanlı bir tezgâh olduğunu görmeyenlerindir. 27 senedir seçilen her siyasi ve her başbakan sizleri aynı laflarla ‘Vatan Sağolsun’ demek zorunda bıraktığı için onlarındır. Tabutlarımızın arkasına saf tutmuş kravatlıların bizzat yürüttüğü silah pazarlığı, kaçakçılık, Orta Doğu projeleri ve petrol kokan suratlarına bakıp tükürmedikleri için onlarındır. Oy kaygısı, g.t korkusu ve haysiyet yoksunluğuyla bütün bir ülkenin bağımsızlığını azar azar pazarlayan alçaklardan oluşan heyetlere 27 senedir ‘Hükümet’ dedikleri için onlarındır. Kimini solcu, kimini sağcı, kimini ümmetçi, kimini hacı-hoca, kimini beleşçi diye seçip bazen kendi menfaatleri, bazen eş-dost-ahbapları ve çoğu zaman da ‘öylesine’ verdikleri oyların hesabını sormayıp, sandıktan sandığa sürüklenen halleri için onlarındır. Marş okumakla vatansever, türkü söylemekle milliyetçi, idam ipi sallandırmakla ulusçu, rozet takmakla Kemalist oldukları gibi, 5 vakitle müslüman, 1 metre örtüyle muhafazakâr, sığır kesmekle imani ve 30 gün aç gezmekle ümmet oldukları içindir. İmanı nakli, ibadeti şekli halleriyle soyguna alkış, rüşvete çanak, iltimasa cevaz verdikleri içindir. Derelerimizin, dağlarımızın, toprağımızın ırzına geçen koca koca holdinglerin kıçına montelenmiş gazetelerden başka hiçbir bilgi kırıntıları olmadan ve bir zeytin ağacı için bile olsa yeri göğü yıkmayan ahvalleriyle, elbette ‘Bir oğulları daha olsa gönderirler’. <strong>ÇÜNKÜ ONLAR İÇİN OĞULLAR, FEDA EDİLMEYE HAZIR FİDANLARDIR SADECE.</strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/4.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-3639" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/4-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><br />
</strong></p>
<p style="text-align: justify">27 senedir izledik ana&#8230; Biz izlerken, onlar da Dağlıca’da, Lice’de, Eruh’ta, Nusaybin’de ve sonra Elazığ’da, Aşkale’de, Şarkışla’da, Zile’de ve derken Ankara’da, Bursa’da sonunda İstanbul’da yangın yerine dönen memleketi izlediler. Dizilerden, filmlerden ve internetten vakit buldukları zaman molotofları, bombaları, panzerleri, ekranlara çıkan paşaları, haritaları ve harekât planlarını izlediler. Bir cenah ‘Vur de vuralım, öl de ölelim’ dedi, diğer cenah suratlarında poşilerle her yanı aleve verdi. Yanyana dizilmiş her al tabutta ‘gözyaşları sel’ oldu, ‘intikam yerde bırakılmadı’, ‘hain saldırılara cevap verildi.’ Bunları sadece izledikleri için günah onlarındır ana.</p>
<p style="text-align: justify">BİR EVLADIN DİĞERİNİ ÖLDÜRMESİ İÇİN YOLLANDIĞI MEMLEKETLERİN ANALARI GÜLMEZ, HEP AMA HEP AĞLARLAR ANA&#8230; Ve bu vebal, evlatlarını birbirlerini öldürsünler diye yollayanların ve ‘Vatan’, ‘Bayrak’, ‘Millet’ sloganlarını atmaktan başka hiçbir şey yapmayarak bir kenarda sessizce bekleyenlerindir.</p>
<p style="text-align: justify">Buradan sana, bütün aileme ve milletime selam ediyorum. Bir İddia kombinasyonu, bir kısa yoldan para kazanma kılavuzu ya da panpiş fotoğrafları gibi eğlenceli değil yazdıklarım. Bu yüzden mektubumu uzun bulup okumayarak yarıda bırakmış olanların da canı sağolsun.</p>
<p style="text-align: justify">Ancak bir şehidin gözünden görmediler, dinlemediler, bilmediler hiç biri. Bir şehit sabahın 05.00’nde yatağından kalkıp tam tekmil intikale yetişirken ne düşünür düşündüler mi hiç? Karanlığa doğru atılan her adımda en ufak bir çıtırtı, bir ses, bir nefes şehide neler hissettirir, bilirler mi? Yüzbinlerce yıldızdan ve alabildiğine karanlık kayalardan başka hiçbir şeyin ama hiç hiçbir şeyin olmadığı bir yerde sadece 30 dakika beklemek 30 yıl gibidir, beklediler mi hiç? Ne açlık, ne tütün, ne kurşun, ne intikam ne de kan&#8230; Şehidin düşündüğü evidir anam! Şehit yavuklusunu düşünür. Şehit köydeki evinde bırakıp geldiği çocuklarını düşünür. Şehit lojmanda koyup geldiği karısını düşünür. Şehit kahpe bir savaşın kiralık mayınıyla parçalandığı zaman, arkasında kalanların derdiyle düşer yere ana&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Ben vurulduğumda düşündüğüm bir tek sendin, sonra helalim&#8230; Keşke düşmeseydim anam, keşke.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/ilk-sehit-suleyman-aydin.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3641" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/ilk-sehit-suleyman-aydin.jpg" alt="" width="250" height="251" /></a></p>
<p style="text-align: justify">Düştüğüm için senden özür dilesinler. Ve herkese söyle; okusunlar, bilsinler mektubumu ana: Vatan biz öldürüp ölürsek değil, VATAN BİZ YAŞAYIP YAŞATIRSAK SAĞ OLUR.</p>
<p style="text-align: justify">Allah bir anaya daha şehidinden mektup nasip etmesin inşallah.</p>
<p style="text-align: justify">Oğlun.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>*15 Ağustos 1984/Eruh’ta bölücü örgütün ilk kurbanı Er Süleyman AYDIN’ın annesine mektubu.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2011/10/24/ilk-sehidin-mektubu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cevşen</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2011/10/14/cevsen/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2011/10/14/cevsen/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2011 07:20:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Serdar Arslantürk</dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞEYAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Serdar Arslantürk -Sessiz Sedasız-]]></category>
		<category><![CDATA[cevşen]]></category>
		<category><![CDATA[karım'a (3)]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Serdar Arslantürk]]></category>
		<category><![CDATA[to my wife (part 3)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3627</guid>
		<description><![CDATA[Boynumda bir cevşen var. Ankara Hacı Bayram cami avlusunun arka tarafındaki tabakhanelerden birine gidip, kendim yaptırmıştım. Üç kat ince deriyi üçgen şeklinde kesmişler, cebimden çıkarıp verdiğimi içine kat kat edip koymuşlar ve kenarlarını makine ile diktikten sonra deri bir kolye geçirip vermişlerdi. Sabah banyolarım, bir tatilim ve iki ameliyatım hariç, boynumdan hiç çıkarmadım. İlk başlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top">
<blockquote>
<div>
<div>
<div>
<p style="text-align: justify">Boynumda bir cevşen var. Ankara Hacı Bayram cami avlusunun arka tarafındaki tabakhanelerden birine gidip, kendim yaptırmıştım. Üç kat ince deriyi üçgen şeklinde kesmişler, cebimden çıkarıp verdiğimi içine kat kat edip koymuşlar<span id="more-3627"></span> ve kenarlarını makine ile diktikten sonra deri bir kolye geçirip vermişlerdi.</p>
</div>
<p>Sabah banyolarım, bir tatilim ve iki ameliyatım hariç, boynumdan hiç çıkarmadım. İlk başlarda göğsümü boyadı, kravatın altında kabarık durdu, gece uyurken kayarak yüzüme, enseme yada ağzıma kadar girdiği oldu. Fakat zamanla o bana alıştı ve ben de ona alıştım.</p>
</div>
<p>Arada bir tek başıma kafayı çektiğim zamanlar dert değildi de, bazen yanımda birileri varsa sorarlardı: “Lan hem cevşen takıyon, hem içki içiyon, ne iş?” gülüp geçerdim. Bazen gömleğimin yakasından kolyesi görünür, mesela bir öğrencim sorardı: ’Hocam, boynunuzda kolye mi var?’ &#8216;Evet, cevşen var&#8217; derdim. “Cevşen ne?” diye sorardı çocuk. &#8216;Dua&#8217; derdim çocuğum, dua.</p>
</div>
<p>Ben boynumdaki cevşenle tam elli-dört il gezdim. Yollar, otobüsler, oteller, farklı insanlar, çalışma arkadaşları ve nice maceralar. Boynumda cevşenle Mengen&#8217;in ünlü aşçılarından yemekler yedim, Trabzon&#8217;da sabahın körü Karadeniz&#8217;e açılıp balığa çıktım, Akşehir&#8217;de Hoca Nasrettin&#8217;in evine girdim, Kağızman&#8217;da sığırların ve mandaların ahırlarında süt sağdım ve ıIğdır&#8217;da babamın mezarını ziyaret ettim.</p>
<p>Cevşen ayakta ve uykumda hep kalbimin üstünde salınıp durdu. Sanki bir el gibi göğsümü ince ince okşadı. Mühim bir görüşme yaparken sağ elim hep göğsüme gidip cevşeni yokladı, yoklar. Gece sağımdan soluma dönerken cevşen altımda kaır ve yatakla sinem arasında ezilip beni uyandırdı, uyandırır. Kalabalık bir yerde sıkıldığımda, esneyerek etrafa bakarken bir elim cevşenle oynayıp durdu, durur.</p>
<p>Öyle ki; banyodan çıkınca iç çamaşırlarımı dahi giymeden, cevşeni boynuma asarım. Yoksa çıplak gibi, sanki anadan üryan bir haldeymişim gibi hissederim.</p>
<p>Kolyesini iki kez değiştirdim, üçüncü de yoldadır. Eskiyor haliyle. Terden, nemden, vücuduma sürtünüp durmaktan ötürü inceliyor ve kopuyor. Ancak kendisi daha ilk gün ki gibi sert ve parıl parıl hala. Dikişleri sapasağlam; üstü kara bir elmas gibi parlıyor.</p>
<p>Boynumdaki cevşenle evlendim ben. Eşyaları seçerken boynumdaydı. Evi taşırken, yakıt öderken, elektrik bağlatırken. Boynumdaki cevşenle akşam sofraları hazırladım. TV. izledim. Bir sürü şiir, öykü yazdım boynumdaki cevşenle.</p>
<p>Hep yanımda, tam göğsümün üstünde.</p>
<p>Bir gün hastaneden tanıdığım ve Hac&#8217;dan gelen bir dedeyi ziyarete gittim. Adettir, elini öptüm. Duasını aldım. Hacı cebinden bir kehribar tespih uzatmışken, kızı da pet şişede zem zem suyu getirdi. Teşekkür ettim. Beni unutmamış diye sevindim. Hacı fanilamın açıkta kalan yakasından cevşenin kolyesini görünce sordu. “Zırh duası mı yazdırdın?” &#8216;Yok&#8217; dedim. Kızarmaya başladım. Herkese bir yalan atmış ve cevşen beni koruyacakken, ben cevşeni korumuştum hep&#8230; Ama hacı başkaydı. Yalanı kaldırmazdı. “Ne yazdırdın, Yasin mi?” diye üsteledi. &#8216;Yok&#8217; dedim yine. Ter bastı. Elim cevşene gitti. Hacı dudağında kıpır kıpır bir dua ile mırıldanıp devam etti.” Peygamber efendimiz de cevşen taşırmış. Sen de salih insanlardan ol. Yalan yanlış bir dua taşımayasın ha!” deyince, arkama yaslanıverdim. Dedim ki: “Vallahi hacı amca, benim cevşende ne Yasin var, ne bir Allah kelamı. Benim kerametim, kutsalım başka.”</p>
<p>Hacı üstelemedi.</p>
<p>O günden sonra aklıma bir kuşku düştü. Ulan dedim, günaha mı giriyoruz yoksa? Ancak gönlüm öyle rahat, kalbim o kadar ferahtı ki; içim serinledi. Niye günah olacak ki?</p>
<p>Rüyalarımın nedeni cevşendir, biliyorum. Dün gece de geldin işte. Pembe bir kazak giymişsin, boğazlı. Sarı saçların omuzlarına düşmüş. Gözlerinde siyah gölgeler var. Öyle bir öpüşüyoruz ki, ayaklarımız yerden kesiliyor. Kokun, nefesin, ıslak tadın… Sigarandan bir nefes çekip üflemen var ya dudaklarının arasından, aynen öyle yapıyorsun. Diğer elin de dizinin üzerinde bir serçe gibi duruyor. Benimle hep öyle konuşurdun, konuşuyorsun yine. öyle güzel şeyler konuşuyoruz ki; rüyamda rüya olduğunu biliyor, ancak uyanmamak için çırpınıyorum. Cevşen boynumdan ılık ılık kayıp göğsüme dayanıyor, yatakta dönünce uyanıyorum.</p>
<p>Hani diyorum ya; sana geldiği gibi gelmiyor bana seninle “gerçekten” konuşmak. Seni uzakta tahayyül edip, seninle rüyada buluşmak üzerine kurduğum bir sihir hayatım. Bunun tıbbi ismi deliliktir herhalde. Kişilik bölünmesi falan da olabilir. İki ayrı insan gibi yaşıyorum. Yalnızken ve yalnız değilken şeklinde. Bu bir araz değil, mutluluğum bu benim.</p>
<p>Fakat bıçağın kemiğe dayandığı vakitler dönüp arabama bakıyorum: Kafamdan bir hesap geçiyor,  4 saatte yanındayım. Gerisi?</p>
<p>Her seferinde gerisini düşünmekten allak bullak bir hale gelerek eve dönüyorum. Boynumda cevşenle yatağa uzanıyorum. Kalkıyorum. Çay koyup unutuyorum. Yemek yerken kahvaltılarımız, tabağa bakarken akşamlarımız boğazıma dolanıyor. Yiyemiyorum. Cevşene sarılıp kalkıyor ve kendimi dışarı atıyorum. Bu araba 4 saatte yanında olur… Gerisi?</p>
<p><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/images.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3629" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/10/images.jpg" alt="" width="259" height="194" /></a>En güzeli rüyalarda buluşmak.</p>
<p>Bu arada;</p>
<p>Hacı Bayramın tabakhanesinde derici amca sormayacaktı, sormayacaktı ama memleket nere, ne iş yaparsın gibi hazırlık sorularından sonra dayanamayıp dökülmüştü. “Bu bir tutam sarı saçtan cevşen mi olur?</p>
<p>&#8216;Olur&#8217; demiştim.</p>
<p>Bak, oluyormuş…</p></blockquote>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2011/10/14/cevsen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;DE SON TAKLİT &#8220;SİYASET OKULU&#8221;&#8230;</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/29/chpde-son-taklit-siyaset-okulu/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/29/chpde-son-taklit-siyaset-okulu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Aug 2011 09:59:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalan Gazetesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuk Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Önelke]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3614</guid>
		<description><![CDATA[CHP,eski merkez binasını &#8216;Siyaset Okulu&#8217; yapacaklarını, siyaset yapacak kişilerin buradan yetişeceğini dün itibariyle açıkladılar..  Hepimiz de haberlerde izlerken şahit olmuşuzdur muhtemelen.                                                                       [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste"><img class="alignleft" title="Kübra Önelke" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2011/06/38549_119033694812943_100001189400888_111031_5271062_n-225x300.jpg" alt="" width="180" height="240" /> CHP,eski merkez binasını &#8216;Siyaset Okulu&#8217; yapacaklarını, siyaset yapacak kişilerin buradan yetişeceğini dün itibariyle açıkladılar..  Hepimiz de haberlerde izlerken şahit olmuşuzdur muhtemelen.                                                                                                                                              * * *                                              Seçimden önce..</div>
<div>Deniz Bakanlığı, Yurtdışı Bakanlığı kuracaklarını, Askerliği 6 ile 9 ay&#8217;a indireceklerini vaadettiler.</div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: center;">*</div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: center;">*</div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: center;">*</div>
<div id="_mcePaste" style="text-align: center;">*</div>
<div id="_mcePaste">Seçimden sonra da..</div>
<div id="_mcePaste">Siyaset okulu..</div>
<div>Muhakkak ki bilgi paylaşıldıkça güzeldir ancak tüketen bir ülkeye üretmeyen bir lider fazla, Üretin,üretin,üretin diyorum.</div>
<div></div>
<div></div>
<div>Hak ve Eşitlik Partisinin doktorininde ne yazıyorsa CHP alıp &#8220;biz yapacağız&#8221; diye söylüyor.</div>
<div id="_mcePaste">Osman Pamukoğlu Paşa iyi ki siyasete girmiş diyorum ben de, yoksa bunların vaadedecekleri hiçbirşey yokmuş seçmenine.</div>
<div>Osman Paşam dikkat Kemal Bey sıkı takipte&#8230;</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/29/chpde-son-taklit-siyaset-okulu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANİ HARABELERİ UNESCO&#8217;YA ADAY</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/ani-harabeleri-unescoya-aday/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/ani-harabeleri-unescoya-aday/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Aug 2011 00:17:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalan Gazetesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3611</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye-Ermenistan sınırında yer alan Ani Harabeleri, UNESCO dünya kültür mirası listesine girmeye aday gösteriliyor. Kars Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kars&#8217;a 42 kilometre uzaklıktaki Ani Ören Yerinde Firikler, Urartular, Anadolu Selçukluları ve Osmanlıların yaşadığını söyledi. Ani şehrinin eskiden bir ticaret merkezi olduğunu anlatan Doğanay, Ani&#8217;de ipek yolunun en canlı olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Ani Harabeleri" src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=502132&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" alt="" width="292" height="195" />Türkiye-Ermenistan sınırında yer alan Ani Harabeleri, UNESCO dünya kültür mirası listesine girmeye aday gösteriliyor.<span style="line-height: normal;"> </span>Kars Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kars&#8217;a 42 kilometre uzaklıktaki Ani Ören Yerinde Firikler, Urartular, Anadolu Selçukluları ve Osmanlıların yaşadığını söyledi.</p>
<p>Ani şehrinin eskiden bir ticaret merkezi olduğunu anlatan Doğanay, Ani&#8217;de ipek yolunun en canlı olduğu dönemde nüfusunun İstanbul ile aynı olduğunu belirterek, &#8220;Ani Anadolu&#8217;dan Kafkaslara geçişte son noktadır. Ani şehri önemini en son Ermenistan depreminden sonra zarar görerek yitirmiştir. İpek Yolu da önemini kaybetmeye başlayınca Ani önemini yitirmeye başlamıştır&#8221; dedi.</p>
<p><span id="more-3611"></span>Ani şehrinin eski canlı dönemine kavuşması için Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;nın çalışmalarını planlı ve programlı şekilde sürdürerek bugüne kadar birçok restorasyon çalışması yapıldığını anlatan Doğanay, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Bunların içerisinde en önemlisi 1072 yılında temeli atılan Anadolu&#8217;daki ilk Türk camisi Ebul Menucehr&#8217;dir. Ani&#8217;de bulunan ve Hristiyanlar için önemli bir ibadet yeri sayılan Tigran Honents Kilisesi&#8217;ni koruma amaçlı restorasyonu yapılarak turizme açıldı. Ani&#8217;deki 4.5 kilometre uzunluğundaki surların bir kısmının da restorasyonu yapıldı. Ani&#8217;de yaptığımız en verimli ve gecikmiş çalışma ise Ani&#8217;nin haritasının yapılmasıdır. Türkiye&#8217;de ilk defa bir ören yerinin hali hazır haritası yapılıyor. Haritanın yapılması demek bundan sonra yapılacak olan çalışmaların o haritanın güdümünde sistemli bir şekilde yapılacak olması demektir.&#8221;</p>
<p>Ani Harabelerinin 15 bin 747 metrekare alan içerisinde Türkiye&#8217;deki en büyük ören yerlerinden biri olduğuna dikkati çeken Doğanay, harabelerdeki ayakta duran 21 eserin tamamının gezilmesinin 5 saat sürdüğünü ifade etti.</p>
<p><strong>&#8220;ANİ&#8217;YE GELEN TURİST SAYISINDA YÜZDE 27&#8242;LİK BİR ARTIŞ VAR&#8221;</strong></p>
<p>Ani&#8217;de bulunan Polatoğlu Kilisesi&#8217;nin restorasyonu yapılarak yeniden turizme kazandırılması için ihalesinin yapıldığını vurgulayan Doğanay, Ani&#8217;yi eski önemine tekrar kavuşturabilmek için İpek Yolu güzergahında bulunan 24 ülkenin katılımıyla yapılan toplantılara Kars&#8217;ı temsilen kendisinin katıldığını belirtti.</p>
<p>Berlin fuarında Kars&#8217;ı, İpek Yolunun Kafkaslara açılan kapısı Ani&#8217;yi anlattıklarını anımsatan Doğanay, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Bugün Ani&#8217;ye gelen turist sayısında yüzde 27&#8242;lik bir artış var. Bu artışı biz buna bağlıyoruz. Ani&#8217;nin Dünya Kültür Mirası listesine girmesi için bakanlığın yaptığı çalışma önemlidir. Dünya Kültür Mirası listesine girmenin şartları vardır. Öncelikle turist güzergahında olacak, konaklaması ve yolları hazır olacak. Bunları tamamladıktan sonra Ani alan başkanı atanacak. Başkan atandıktan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü Dünya Kültür Mirası Daire Başkanlığı şuanda bu konuyla ilgileniyor. Ani&#8217;yi adaylığa koydular ama henüz listeye girmedi. En kısa zamanda Dünya Kültür Mirası listesine girerse bundan sonra Ani Dünya Turizm Örgütünün tanıtım filmlerinin tamamında yer alacak.</p>
<p>Bu da Kars&#8217;ın turizmini çok olumlu etkileyecektir.&#8221; Ani Harabelerinin bir dünya şehri olduğunun altını çizen Doğanay, &#8220;Ani&#8217;nin en büyük önemi dinler şehri olmasıdır. Ani&#8217;de 500 metre aralıklarla 3 dini mabedi görmek mümkündür. Cami, kilise ve katedral görmek mümkün. Onun için Ani&#8217;ye bin bir kiliseler şehri ve zenginler şehri de denilmiştir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Ani&#8217;yi ilk 6 ay içerisinde 23 bin biletli kişinin gezdiğini belirten Doğanay, harabelere en çok Fransızlar, Japonlar ve İngilizlerin ilgi gösterdiğini vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/ani-harabeleri-unescoya-aday/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ENRİCO MACİAS 13 EYLÜLDE İSTANBUL&#8217;DA</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/enrico-macias-13-eylulde-istanbulda/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/enrico-macias-13-eylulde-istanbulda/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Aug 2011 00:11:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalan Gazetesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[KÜLTÜR & SANAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3607</guid>
		<description><![CDATA[Şarkılarının Türkçe versiyonlarıyla Türk müzikseverlerin gönlünü kazanan Cezayir asıllı Fransız şarkıcı Enrico Macias, 13 Eylül&#8217;de Harbiye Açıkhava Sahnesi&#8217;nde severleriyle buluşacak. Enrico Macias, geçmişten bugüne en çok sevilen şarkılarını seslendireceği konserde, hayranlarına eşsiz bir müzik ziyafeti sunacak. 50&#8242;nin üzerinde albüm ve &#8220;Zingarella&#8221;, &#8220;La Guitare&#8221;, &#8220;Aie Aie Aie&#8221;, &#8220;Solenzara&#8221;, &#8220;Le Femme De Mon Ami&#8221; gibi onlarca unutulmaz şarkısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" title="Enrico Macias" src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=503645&amp;Width=292&amp;Height=0&amp;BlackWhite=False" alt="" width="292" height="278" />Şarkılarının Türkçe versiyonlarıyla Türk müzikseverlerin gönlünü kazanan Cezayir asıllı Fransız şarkıcı Enrico Macias, 13 Eylül&#8217;de Harbiye Açıkhava Sahnesi&#8217;nde severleriyle buluşacak.<span style="line-height: normal;"> </span>Enrico Macias, geçmişten bugüne en çok sevilen şarkılarını seslendireceği konserde, hayranlarına eşsiz bir müzik ziyafeti sunacak. 50&#8242;nin üzerinde albüm ve &#8220;Zingarella&#8221;, &#8220;La Guitare&#8221;, &#8220;Aie Aie Aie&#8221;, &#8220;Solenzara&#8221;, &#8220;Le Femme De Mon Ami&#8221; gibi onlarca unutulmaz şarkısı ve 80&#8242;in üzerinde şarkısının Türkçe versiyonlarıyla Türk müzikseverlerin gönlünde ayrı bir yere sahip olan Enrico Macias, İstanbulluları bir kez daha etkilemek için 13 Eylül&#8217;de Harbiye Açıkhava Sahnesi&#8217;nde olacak.</p>
<p>Sadece Fransa&#8217;da değil, pek çok ülkede tanınan ve sevilen ünlü sanatçının 80&#8242;in üzerinde şarkısı, özellikle 1960&#8242;lı ve 1970&#8242;li yıllarda Fecri Ebcioğlu, Fikret Şenes ve Ülkü Aker&#8217;in yazdığı Türkçe sözlerle ünlü sanatçılar tarafından okundu.</p>
<p>Yıllardır Türkiye&#8217;de verdiği konserlerinde büyük bir sevgiyle karşılaşan sanatçı, konserinde Ajda Pekkan, Nilüfer, Yeliz, Seyyal Taner, Erol Evgin, Ayla Algan, Füsun Önal, Selçuk Ural, Gönül Yazar, Berkant, Ferdi Özbeğen, Engin Evin, Hümeyra, Tanju Okan gibi ünlü isimlerin söylediği &#8220;Hoşgör sen&#8221;, &#8220;Bu ne dünya kardeşim&#8221;, &#8220;Arkadaşımın aşkısın&#8221;, &#8220;Olmaz olsam&#8221;, &#8220;Aşka veda&#8221; gibi unutulmaz şarkılarını bir kez daha söyleyecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/enrico-macias-13-eylulde-istanbulda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DÜŞLERİN BAŞLANGICI</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/duslerin-baslangici/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/duslerin-baslangici/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Aug 2011 11:55:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalan Gazetesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞEYAZILARI]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur ALTUNDAL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3604</guid>
		<description><![CDATA[Eski aşk hikayelerini unutmaya başladığımız bir sonbahar yanlızlığı başlıyor, başlayalı çok olmuşsa da bu yalnızlık sonbaharı yaşamaya devam ediyor. Küçük bir oda düşlüyorum, bir divan ve sehpanın ancak sığabileceği ufacık bir oda&#8230;   Sanki buradan dışarı hiç çıkmamışım gibi. Onlarca yemek artığı ve kitaplar bana eşlik ediyor. Tanımadığım bir bakıcı her öğlen otelden artan yemeklerden bana bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2009/12/tamam.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1626" title="blueua" src="http://www.yalangazetesi.com/wp-content/uploads/2009/12/tamam.jpg" alt="" width="118" height="155" /></a>Eski aşk hikayelerini unutmaya başladığımız bir sonbahar yanlızlığı başlıyor, başlayalı çok olmuşsa da bu yalnızlık sonbaharı yaşamaya devam ediyor. Küçük bir oda düşlüyorum, bir divan ve sehpanın ancak sığabileceği ufacık bir oda&#8230;   Sanki buradan dışarı hiç çıkmamışım gibi. Onlarca yemek artığı ve kitaplar bana eşlik ediyor. Tanımadığım bir bakıcı her öğlen otelden artan yemeklerden bana bir kaç kap dolusu getiriyor ve karnımı doyurabiliyorum. Hiç arkadaşım yok, buraya nereden geldiğimi bile hatırlamıyorum. Otel görevlisi beni haftada bir, iyiliğimi düşündüğünü söyleyerek, dışarı atıyor ve bir kaç saati dışarıda geçirmemi istiyor.</p>
<p>Dışarıda kimsecikler yok, sonbaharın sadece benim yalnızlığım olmadığını düşünüyor, boş caddelerin tadını doyasıya çıkarırcasına dolaşıyorum 6.caddeyi. 7.caddeyi arıyorum; bulamıyorum. Sonunda oturacak  ağaç bir bank gözüme çarpıyor.</p>
<p><span id="more-3604"></span></p>
<p><img class="alignright" title="Sonbahar" src="http://www.manzaralar.org/wp-content/uploads/2010/08/Sonbahar-Manzaralar%C4%B1-6.jpg" alt="" width="277" height="221" />En güzeli de, ağaçlardan dökülen sonbahar yapraklarının üzerinde yürüyerek doğayı , toprağı hissetmek oluyor. Uyumak, yemek yemek ve kitap okumamın dışında yapabileceğim tek şeyi yapıyorum, düşünüyorum. Hayatı anlamaya çalışıyorum, her insanın yaptığı gibi. Hayatı anlama evresini asla geçemiyorum.Yaklaşık 20 yıldır etrafıma bakınıyorum, sosyal iletişimi hallettiysem de hala evrenle aramdaki ilişkiyi anlamlandıramıyorum.</p>
<p>Kolay olanı seçmeliyim belki, kendime bir aşk yaratmalı ve onun için yaşamalıyım. Yine de aşka inanmamak gibi bir lüksüm olmadığını biliyorum.</p>
<p>Bazen sadece zaman geçirdiğimi sanıyorum, bu dünyanın sonucuna olan merakımı yatıştırması için.</p>
<p>Çoğu kez hasta oluyorum bu haftalık dışarıda zaman geçirme zorunluluğumdan. Bankta uyumayı çok sevdiğimden dışarıda geçirmem gereken bir kaç saati uzatıyor, sabaha karşı otele hasta olarak dönüyorum. Bir sonraki haftalık dışarı çıkma zorunluluğuma kadar iyileşiyorum yaz ve baharlarda, kışın ise bir defa hasta olursam kış bitene dek dışarı çıkamıyorum.</p>
<p>Kendi halime bakıp üzülüyorum, insanların hallerini garip buluyorum ve  doğaya bakıp şüphe duyuyorum. Haftalar geçiyor, belki aylar değişiyor, olgunlaşıyorum. Yemeklerime daha çok dikkat etmeye başlıyorum. Kendime daha iyi bakıyorum.Sonra hayatın melodisi değişiyor, ya da ben daha farklı algılamaya başlıyorum; kendime alışıyorum; insanların garipliğine de alışıyorum; fakat, doğaya bakıp yine şüphe duyuyorum.</p>
<p>Mevsimler değiştikçe bakış açım farklılık gösteriyor, kışları üzülürken yazları mutlu oluyorum kendi halime bakıp. İnsanlara alıştıkça da onların sıradanlılığını unutup birbirinden ayrı, ilginç varlıklar olarak algılıyorum onları. Doğadan ise hala şüphe duyuyorum.</p>
<p>Bankta yatıp otelde kalkıyorum, otelden birdenbire çıkıveriyorum ve boşlukları dolduramıyorum.Herşey sallanıyor, sürüyor, sürüyor&#8230;</p>
<p>Sonbahar yalnızlığı ile düşlediğim odadan kayboluveriyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/duslerin-baslangici/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FLASH TV SAÇMALADI</title>
		<link>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/flash-tv-sacmaladi/</link>
		<comments>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/flash-tv-sacmaladi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Aug 2011 10:59:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalan Gazetesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yalangazetesi.com/?p=3602</guid>
		<description><![CDATA[Flash Tv, sınırötesi operasyon görüntülerini fonda futbol maçı anlatımı ile yayınladı. Sunucu Gökhan Taşkın, sayısız genç insanın hayatını yakan bir savaşı, bir milli maça benzettti. Daha önce de halklar arasında düşmanlığı körüklemeye dönük haberlere imza atan Flash Tv, basın tarihine geçecek bir iğrençliğe imza attı. Yıllardır bir çok genç insanın hayatını kaybettiği bir savaşta tarafları futbol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Flash TV" src="http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/makale_genel/images/flash.jpg" alt="" width="220" height="165" />Flash Tv, sınırötesi operasyon görüntülerini fonda futbol maçı anlatımı ile yayınladı. Sunucu Gökhan Taşkın, sayısız genç insanın hayatını yakan bir savaşı, bir milli maça benzettti. Daha önce de halklar arasında düşmanlığı körüklemeye dönük haberlere imza atan Flash Tv, basın tarihine geçecek bir iğrençliğe imza attı. Yıllardır bir çok genç insanın hayatını kaybettiği bir savaşta tarafları futbol takımına benzetecek kadar seviyeyi düşüren Flash Tv, ülkede son günlerde yaratılan şoven havanın bayağı bir yansımasını sergiledi.</p>
<p>Geçtiğimiz gün Kandil&#8217;e düzenlenen hava harekatının görüntülerinin basına verilmesinin ardından bu görüntüler bir çok yerde kullanılmıştı. Flash Tv ise bu görüntüleri &#8220;futbol maçı havası vererek&#8221; haberleştirdi. Söze gerek bırakmayan bu görüntüler, Türkiye insanına ekilen düşmanlık tohumlarının nelere yol açabileceğinin bir örneği oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yalangazetesi.com/2011/08/20/flash-tv-sacmaladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

