Archive for the ‘ZORBEY – BİR PLAYBOYUN GÜNLÜĞÜ’ Category

First Night&İlk Gece

Salı, Şubat 8th, 2011

Bir playboyun güncel köşe yazması oldukça zor. Bunun birçok nedeni var. Başlıcaları, herkesin gazetemize “Kim bu?” diye yapmış olduğu baskı; bir diğer neden, konu mankenlerinin de köşeyi okuyor olabilme ihtimali, ve bir başka neden ise emekli de olsa bir playboyun zaman bulması oldukça zor olması… Tüm bu engellere rağmen bu kutsal eylemimi ifa etmeye devam edeceğim.

Gelen yoğun sorular var; köşe tanımı yanlış anlaşıldı sanırım. Bu köşe bir abazan güzün abla formatı değildir. Sorularınıza belli ölçüde cevap vermeye çalışsam da, yoğunluktan dolayı tümünü cevaplamam mümkün olmayabilir, şimdiden özür dilerim. Şimdi sık gelen sorulardan bazılarının cevaplarıını toplu olarak vermek istiyorum.

(daha fazla…)

BİR PLAYBOYUN GÜNLÜĞÜ

Pazar, Ocak 2nd, 2011

Yıllar önceydi, okuma yazma bilmediğim bir tarihte, annemin zoru ile gönderildiğim, yaz Kuran kursun da, haremlik tarafına olan ilgimi farkettiğimde. Kalabalık bir ailenin en küçük ve erkek çocuğu olmak yaşamın her alanında bana büyük kazançlar sağlamışır. İdolüm olan ağabeylerim o tarihler İstanbul’un en elit yer ve işlerinde çalışmaktaydı. Her gelişlerinde havalı kıyafetler, yepyeni teknolojiler, kızlarla çekilmiş fotoğraflar, her karesi ilgimi çekiyordu. Aşık olmaya karar verdiğim gündü sanırım, Ettahiyyatüyü ezberden geçmiştim. Benim gibi köy popülaritesi yüksek bir çocuk, köyün en güzel kızına aşık olmalıydı. Onu bulmam çok zor olmamıştı. Ettahiyyatü ezberimi ona okumuştum. Ortamın uhleviyatından olsa gerek aramızda günahsız bir ilişkinin ilk adımları atımıştı. Kurs bitimi koşarak eve geldim. Abimin çizgisiz büyükboy coğrafya defteriden anlaşılmayacak şekilde bir orta koparıp, babamın tapu evrak çantasından çaldığım kalemle ablama gittim. Ablam benden 4 yaş büyüktü. Edebiyat konusunda benden iyi olmasa da, okuma yazma konusunda benden iyiydi. Ne de olsa 3. sınıfa gidiyordu.

(daha fazla…)

MEKTUPLA AÇILALIM

Pazartesi, Ekim 19th, 2009

ZORBEY                                                                                                                                                                                                      

Son zamanlarda,hükümet ve ana muhalefet arasındaki diyaloğu izlemekteyim. Görüyorum ki ülkemi yöneten ve yönetime yön verenler, lise çağlarındaki nostaljik aşk zamanlarını özlemiş olmalı ki, bir mektuplaşmadır aldı başını gidiyor. Başbakanın bir sayfalık mektubuna, yedi sayfa ile cevap verme gereği duyan sayın Baykal bu mektup işine epey özlem duymaktadır.Teknolojinin sınırları zorladığı bu dönemde,devlet yönetiminin uzun süreli mektuplaşma süreciyle geçmesi ne tuhaf. Siyaset karşı görüşlerin,bir araya gelip,konuşarak,uzlaşarak sorunları çözme biçimi değil midir? (daha fazla…)

Zorbey esmeye devam ediyor…

Pazartesi, Ekim 5th, 2009
Merhaba, size bu köşede sadece gündem meselelerinden bahsetmeyeceğim.Onu yapan çok var,o sanatçıya,bu sanatçıya laf atıp çemkirmek sureti ile prim yapan modeller gibi olmayacağım.Yada nebileyim,çocuğumla, Dubai tatilinde çocuğumun gaz çıkarması umrunuzda olmadığından,onuda yapmayacağım.Parası çok olupta,nasıl değerlendireceğini bilmeyen yoktur,diye ekonomi konularını uzmanlara bırakacağım.At yarışı tiyosu veremem üzgünüm.Bizim bir atımız vardı köyde oda öldü.
O halde arkadaşım,onu yazmayacaksın bunu yazmayacaksın sen ne yazacaksın diyorsan.Değirmen dedik ya!bulduğumuz konuyu öğütüp una çevireceğiz sonra sizler bu undan ekmek yapacaksınız.Bir bakmışsınız,koyu milliyetçi,muhafazakar,bir bakmışsınız aşırı sol kulvardan vururum.Birde bakmışsınız o gün yazacak birşey bulamamışım
fıkra,şiir,gelmişten,geçmişten malzemenin bukadar bol olduğu bir ülkede yazılacak birşeyler mutlaka vardır.
Bende nacizhane fikirlerimi kaleme alacağım beğenirsin,beğenmezsin umrumda değil çünkü bilirimki iki neden köşe okutur yada beni sever okursun ya nefret eder okursun.Bir kutupta mutlaka olmamı isterim ya beni sev ya nefret et yoksa sana bulaşırım.Git Ayşe Arman oku.
Malezyada bira içtiği için,kırbaç cezasına carptırılan mankenin cezası dini mahkemece gözden geçirilerek alt mahkeme kararını onaylıyor.Hımm neden bira içmiş neden bu iki çocuk annesi bu kadın ne yazıkkı kırbaçlanacak.
gelin bu olayı biraz inceleyelim.
Özgürlüğün kısıtlı olduğunu söylediğiniz,demokrasi,demokrasi diye sokaklara döküldüğünüz bu ülkede,dileyen her kadın evli yada bekar çocuklu yada çocuksuz dilediği her yerde bira içer whisky’de.hatta ekonomik durumu elverişli ise,çeşitli ot ve toz da kullanır.Sonra asayiş için kontrol yapan polise bir türlü entellektüel hakaret eder,ben üniversite mezunuyum.sen lise mezunusun diye muhattap olmaz oda olmadı çişim geldi ya diye tamda elit bir cümle kurabilir,ve benim güzel ülkemde bulunarak kırbaç kimin haddine ödülü bile vardır.Bütün gazeteler,magazin programları onu gündemde tutar prim yaptırır.
Birinin uygunsuz hatta porno cdleri bulunur birkaç ayda hafızalardan silinir unutulur.Bir süre sonra dürüstlük abidesi olarak dikiverirler karşınıza.
EYY HAYAT BURASI ÖZGÜRLÜKLER ÜLKESİ DEĞİL DE NEDİR.
Birde şöyle baksak acaba Türkiye Malezya olurmu sendromu vardı geçmiş dönemde çok değil cumhurbaşkanı Abdullah Gül olursa Malezya olacaktık,olmadık peki ya olsaydık böyle sert kurallar bizdede olsa acaba suç oranı dahamı düşük olurdu diye düşünüyor insan…

ZORBEY Merhaba, size bu köşede sadece gündem meselelerinden bahsetmeyeceğim. bunu yapan, çok var.O sanatçıya, bu sanatçıya laf atıp çemkirmek, sureti ile prim yapan, modeller gibi olmayacağım. Ya da ne bileyim,çocuğumla, Dubai tatilinde, çocuğumun gaz çıkarması,umrunuzda olmadığından,onuda yazmayacağım.Parası çok olup da,nasıl değerlendireceğini bilmeyen yoktur.Bu konuları da ekonomi uzmanlarına bırakacağım. At yarışı tiyosu veremem üzgünüm.- Bizim bir atımız vardı köyde oda öldü. (daha fazla…)

Gazetemize Flaş Transfer!

Salı, Eylül 29th, 2009

Zorbey, Değirmen adlı köşesinde eğitmeye, öğütmeye ve hak dağıtmaya geliyor… Teşekkür ederiz.

YALAN GAZETESİ

Sayfanızı Da Tanıtın