Archive for the ‘Ömer EFE – RUHNAME’ Category

AKP TUR DALGIN YOLCULUKLAR DİLER

Cuma, Ekim 1st, 2010

Bundan kısa bir süre önce;  Arefe üzeri zar zor yer bulabildiğim gece yarısı otobüsünde, bayram namazı hayaliyle uyuya kalmıştım. Bir ara sarsıntı ile uyanarak, resfleks hali camdan dışarı bakarak  nerede olduğumuzu kestirmeye çalıştım. Her yer gri, sadece art arda silüet olan ışıklardan ibaretti. Çocukluğuma dönmüştüm. Çocukluğumun siyah beyaz televizyonlarındaki, araba sahnelerini anımsamıştım. Sürekli olarak dalgasal hareketler ile salınan araba içerisine yanıp sönen flaş ışık görüntüsü… Biraz daha ilerledikten hemen sonra, nerede olduğumuzun farkına varmaya başladım, ineceğim yeri geçmiş, Bolu Dağı Tüneli’nin içinden çıkıyorduk. Mecburiyet maduriyet karışımı bir sitem hali ile inmek istediğimi söyledim. Bolu otoyol gişelerinde inebileceğimi öğrendikten sonra başımın çaresini düşünmeye başladım. Gece 3:00 civarı eski bir dostu  aramak için çok geç bir vakitti. Taksi tutsam, Düzce’ye bayram harçlığımdan fazla tutar. Tutarsızlık içerisinde sabahı beklemeye karar verdim. Viran bir sabahçı lokantasına sığınarak demsiz çay söyledim. Oysa ben  çay sevmezdim. Çay, sunan garson kadar  renksiz görünse de  içmeye mecburdum. İşgal ettiğim alanın bedelini bir şekilde ödemeliydim. Lokanta devasa bir alanda devasa bir yapıda olmasına rağmen sadece küçük bir kısmı kullanılabilir haldeydi. Yanlış ellerde işletildiğinden olsa gerek, bakımsızlıktan virane olmuş, her karesinden batmışlık havası  seziliyordu. Duvardaki, sigara dumanından sararmış, maziye ait medyatik ünlü fotoğrafları bunun bir delili sayılırdı. Bir ara gözüm logosunu daha önce hiç görmediğim bir televiyon kanalında, sanat icra etme çabası içinde olan, sesini hiç duymadığım bir kadına takıldı. Bilmediğim bir dilde gazelimsi olarak canlı yayında, cansızca bağırıyordu. Ben gazel sevmesem de, dinlemeye mecburdum. Bilmeyişimdeki cehaletime hayıflanmakla, kürtçe olduğunu anlayışımdaki bilgeliğim arasında kalmıştım. Saat bana inat ilerlemiyordu. Ben ve benim gibi işgalci müşteriler yüzünden, mesai saatinin makul bir kısmını, masaya abanarak uyku halinde geçiremeyen garsonların, bakışlarındaki küfürsel içerik artık iyice belirgin olmuştu. Ne kadar sövseler de, ben onlara mecbur onlar bana mecburdu. Tek dileğim sabahın olması, lanet bedenimin dışını su ile pakladıktan sonra ,içimi kalbimin paklamasıydı. Ardından abdest hali ile göğsümü gererek, beni var eden mimarım, babamın ardında namaza durup, hazır olan imama uyaraktan, bayramdan bayrama kıldığım namazı kılmaktı.  Sabah olmuyor gün geceyi dağıtamıyordu. Sonra gereksiz ama derin düşüncelere daldım. DÜŞÜNDÜM…

(daha fazla…)

SIKI DUR TÜRKİYE YAZIYORUM

Pazartesi, Eylül 13th, 2010

Uzun bir aradan bu yana ara vermiş olduğum köşe yazılarıma kaldığım yeden değil, geldiğim yerden devam ediyorum. Uzun bir hazırlık sürecinin ardından, teorilerimi kanıtları ile güçlendirerek yazmaya devam ediyorum. Artık anlatılmayanlar, konuşulmayanlar, baskı altına alınamayan üç beş kişiden ibaret olsada dile gelecek. Sıra bize gelsin diye  konuşacağım. Karanlıkta kalan her gölgeyi aydınlatmak adına çalışacağıma söz veriyorum. Bu yazımın ardından yazacağım her yazımdan bizzat sorumluyumdur. Her biri ayrı hukuki süreç douracak olsada yazmalıyım. Bildiklerim benimle değil bizimle olmalı. Desteklerini esirgemeyen, başta yakın çevrem olmak üzere, tüm  okurlarıma ilgilerinden dolayı teşekkür ederim. Okuduklarınız masal değil yaşanmış gerçeklerdir. Birkez daha vurgulayarak dile getirmek istiyorum zalimin zulmü varsa, insan olanın erdemi var. İçinde hala bir parça umut besleyenler adına esenlikler diliyorum.

BİZİ AÇ BIRAKIN AMA BABASIZ EVLATSIZ BIRAKMAYIN

Pazar, Mayıs 30th, 2010

Göz göre göre 5 şehit daha verdik. İki katı yaralı.Artık aymazlık cahil cesareti noktasını geçmiştir. Terör alenen, bilinçli olarak, tasarlanarak, şehir merkezlerinde, boy gösterir hale gelmiştir. Hatay gibi merkezi bir noktada, roket kullanılabiliyor ise durumun vehameti açıktır. Bu dış destekli bir iç savaştır. (daha fazla…)

OSMAN PAMUKOĞLU ZİRVESİ

Salı, Mayıs 25th, 2010

Osman Pamukoğlu önderliğinde kurulan HEPAR, teşkilatlanma ağırlıklı çalışmalarına devam ediyor. Bu vesile ile Sarıyer ilçesinde, halk ile buluşan Sayın Osman Pamukoğlu ve hareketine dair merak uyandıran sorulara cevap aramaya çalıştım.

Osman Pamukoğlu; İçinde küçücük, yurtseverlik, ulusalcılık, milliyetçilik gibi inançları olan, her Türk ferdinin, mutlak kahramanlarının arasında  adı en kolay söylenen isimlerdendir. ‘Kan uykusu’ belgeseli ile zirve yapan popülaritesi, zamanla, adının ve icrasının önüne geçecek kadar çok arttığı muhakkaktır. Dolayısı ile olgunlaştığına inandığı şartlar hazır olduğunda, en tabii hakkı olan siyaset çemberine oda dahil olmuştur. (daha fazla…)

EĞİTİLENLER

Salı, Mart 30th, 2010

Eğitim ve öğretim toplumların geçmiş ve gelecek seviye normlarının göstergesidir.  Bugün hangi noktada olduğumuzu görmek çok zor değildir. İleri gidenleri göremeyecek kadar geride kaldığımızda hatayı eğitimde aramalıyız. Bu yazıda,  Türkiye eğitim standartlarında görülen, bazı çarpıklıklar kişisel tecrübe ve bilgiye,  dayalı olarak lanse  edilecektir.

İlkokul, bireylerin temellerinin atıldığı kişisel gelişim ve sonraki eğitim aşamaları için en önemli basamaktır. Eski adı ile ilkokul, yeni adı ile ilköğretim okulu bu görevini ne düzeyde yerine getiriyor sorgulamak gerekmektedir. Birleştirilmiş sınıflar, 70 kişilik derslikler günümüzde hala yerini korumaktadır. Ülkenin başlıca; Doğu, Güneydoğu bölgesinde hala öğretmen açığından dolayı kapalı okullar, öğretmensiz köyler bulunmaktadır. Binlerce mezun öğretmenin kadro beklediği bir ortamda hala, öğretmensizlikten okul kapalı olması düşündürücü bir paradokstur.

(daha fazla…)

ADALET İSTİYORUM

Çarşamba, Mart 17th, 2010

İhtilaller diyarı ülkem, ihtilal arayışı içindeki eller tarafından yine oyunlarına alet edilmektedir. Oysa Atatürk bir çok ihtilal yapmamışmıdır. Açtığı yol çağa ayak uydurarak  gelişmeler ile nasiplendirilerek yorumlanamaz mı? Bir ihtilal istiyorum kan ile değil fikir ile. Bir ihtilal istiyorum küçük gündemlerle değil büyük fikirlerle. Bir ihtilal istiyorum ünüformasız sıradan sivillerle. (daha fazla…)

ZAFİYET TEORİSİ

Pazartesi, Şubat 8th, 2010

 Irak’ın kuzeyindeki Süleymaniye’de 2003’teki baskını gerçekleştiren ABD’li
askerlerin komutanı olan ve “çuvalcı general” olarak anılan Irak’taki Amerikan
Kuvvetleri Komutanı General Raymond Odierno dün akşam Ankara’ya geldi.
Ankara’yı ilk olarak Ekim 2008’de ziyaret eden Odierno, ikinci ziyareti öncesinde yazılı açıklama yaptı. Irak-Türkiye-ABD arasında yürütülen üçlü mekanizma toplantısı için gelen Odierno, bugün Genelkurmay Başkanı Başbuğ, İçişleri Bakanı Atalay ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile bir araya gelecek. (daha fazla…)

KOD ADI TÜRBAN

Çarşamba, Şubat 3rd, 2010

Havada seçim kokusu var. Mevsim normallerinin üzerinde bir ‘türban’ kavgası baş göstermekte. Oysa seçime daha vakit vardı. Kurtulamayacak mıyız biz bu ‘türban’dan…?

Bir dava yaptılar bunu önce, bana göre ‘ne bakıyon lan’ gibi bir nedendir. Kurcaladılar, tatlı uru acı tümör yaptılar. Türban dediler adına, büyük adamlar makaleler yazdı atıflarda bulunarak ‘ruhbani’ ortamlara. Bu kavganın tarafı olmayı meziyet sanan, itilmiş muhalefet, gafletten anı kurtarma çabasına giriştiğinden bu günlerin kaybedeni olmaya mahkum olmuştur.Nedir bu türban meselesi sahi;            (daha fazla…)

KOMUNİST KAPİTALİSTLER

Pazartesi, Şubat 1st, 2010

IMG0144A

Başım ağrıyor,düşünmek istemiyorum, hani en son lanet olsun deyip sazımı kıracağım geliyor, toyluğuma verip devam ediyorum.Ne zormuş siyaset, ne zormuş araştırmak,hakikaten bilmek acı verirmiş…Yıllarca mücadele verip de,dar ağacında şanlı bir hezimet yaşayan,babamın kuşağını şimdi daha iyi anlıyorum. (daha fazla…)

YALAN GAZETESİ

Sayfanızı Da Tanıtın