Archive for the ‘Murat Serdar Arslantürk -Sessiz Sedasız-’ Category

Bundan Sonra En Güvenli Yer Silivri’dir.

Salı, Şubat 15th, 2011

110 km. hızla gitmesi zorunlu olan yolda 180 km. hızla giderek üstüne hatalı sollama yapan, üstüne üstlük alkollü olarak direksiyona geçmiş ve yetmezmiş gibi emniyet kemeri zaten takmayan bir ‘zekası eksik’, çarptığı otomobildeki 5 kişiyi öldürüp, diğer araçlarda 8-10 kişiyi sakat bıraktığında 3-5 sene yatırıp çıkaran kanunların hamisi yasama organı, aynı oranda bir eksik zeka mecliste toplanır ve ormandaki keçiler için özel bir yaprak yasası çıkarmak üzere 5 oturum boyunca tartışma yapar.

(daha fazla…)

Koçan

Çarşamba, Şubat 2nd, 2011

“Mısır’ın çöllerinden yükselen zenginlik ve ahlak, Avrupa’yı cezbediyor”                 Ahram Gazetesi 21 Temmuz 1983 tarihli manşeti ( Hüsnü Mübarek 2 yıldır Devlet Başkanı)                                “Ortadoğu’yu fethettik”                    Alshaab Gazetesi 09 Ocak 1985 tarihli manşeti(İsrail ile işbirliği anlaşması yapan Hüsnü Mübarek, devlet başkanlığının 5.yılında)

  (daha fazla…)

Küçük Tayyip’ler

Cumartesi, Ocak 22nd, 2011

AKP’den sonra ne olacak?

Hani seçenek üretemeyen muhalefet er geç iktidara geldiğinde ve AKP iktidarı sandığa gömüldüğünde, Türkiye nasıl bir tabloyla tanışacak?

(daha fazla…)

Arap Kızı

Perşembe, Ocak 20th, 2011

Arap kızı camdan bakıyor.

Raina, Ürdün Başhanımı. Doğum yeri Kuveyt ve bir Filistinli. Kahire Amerikan Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Citibank ve Apple Computer’da çalıştı.

Esma, Suriye Başhanımı. Londra Kraliyet Akademisi mezunu. Alman Bankası ve J.P Morgan’da çalıştı.

Suzan, Mısır Başhanımı.Eğitim Sosyolojisi lisansüstü derece sahibi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nce düzenlenen 68 ayrı etkinlik, panel ve konferansta daimi temsilci ve genel sekreter. (daha fazla…)

ASKER KİM?

Pazartesi, Ocak 3rd, 2011

Asker kim?

Asker devletten ihaleyi kapmak için kırk tane takla açan ve malzemeden çalan, kırıma giden, üç’ü beş yapan ‘müteaahhit’ değil.

Asker kim?

Akaryakıt istasyonları, otomobil fabrikaları, tekstil atölyeleri sahiplenip, devletin mali müfettişlerinden köşe bucak belge kaçırmak için rüşvet veren ‘patron’ değil.

Asker iktidardan daha iktidar, muhalefetten daha muhalif, satılık köşe yazarı ya da gazete değil. Televizyon kanalı hiç değil.

Asker derdi gücü vize sınavlarını vermek olan öğrenci değil.

Asker abdesti kaçmasın diye k.çını sıkan mümin, sünneti tutsun sakalını cımbızlayan hacı değil.

(daha fazla…)

Haybeden ve Kaybeden EVET

Perşembe, Aralık 30th, 2010

12 Eylül 2010 tarihli halk oylaması sonrası Anayasa’daki bazı maddelerin değiştirilmesi kararı kesinleşti. Halkın %58’lik kısmı değikliklere EVET demişken, %42’lik kısmı ise HAYIR oyu kullanmıştı.   Bugün 2010 yılının son günü ve değişim kararının üzerinde aylar geçti. Peki, ne değişti?        Vatandaşların kişisel davalarını bireysel başvuru haklarını kullanarak Anayasa Mahkemesi’ne taşıyabileceklerini söyleyen Başbakan’a buradan soralım: Başvurabiliyor muyuz? HAYIR. Henüz alt mevzuat hazır olmadığından ve Anayasa Mahkemesi’nin duyurusuna göre asgari iki sene sürecek mevzuat çalışmaları sonrası başvurulabilinecek. Ya da iki sene sonra yeni bir Anayasa yapılacak ve belki de böyle bir madde, tamamen kaldırılmış olacak. Aksini iddia edebilecek olan var mı? Yeni Anayasa için seçim sonrasını beklediklerini söyleyen Başbakan’ın kendisi olduğuna göre, bu maddenin yer alıp almayacağının bir garantisi yok demektir.

Yani haybeden, kaybeden EVET…

(daha fazla…)

hadi gel oy gullanak la…

Pazar, Aralık 26th, 2010

Gerçek 1: 1938 yılında Londra’nın Milton kasabası belediye başkanı, seçmenlerin düşünmeden ve sonuçlarına aldırmadan, sırf laf olsun diye oy verdiklerini ispat etmek için,  Boston Curtis adına bir eşeği aday gösterdi. Üstelik eşeğin fotoğrafını da o pusulasına bastırdı. Eşek oyların %51’ini alarak seçildi…                                Gerçek 2: Venezuella’da yapılan son genel seçimler öncesi aday olan milletvekili  Gustavo Rojas, seçmen kitlesinden maddi destek görmek için ikramiyesi ‘silikon göğüs ya da dudak’ yaptırmak olan bir piyango düzenledi. Gustavo Rojas, Venezuella seçimler tarihinin en büyük bütçeli seçim kampanyasını yürüterek meclise girdi…

Gerçek 3: Avusturalya’da kurulu Seks Partisi’nin genel başkanı Fiona Patten, son genel seçimler öncesi ‘uyuşturucunun tamamen serbest bırakılması ve pornografinin özgürlüğü’ vaatleriyle girdiği seçimlerde, toplam geçerli oyların %6’sını aldı…

Gerçek 4: İspanya’da 1996 yılında yapılan seçimlerde 148 milletvekili ile meclisin en kalabalık ikinci partisi olan Halkçı Parti’nin parti meclisinde, ‘Kalpazanlık, resmi evrakta tahrifat, dolandırıcılık ve gasp’ suçundan hüküm giyerek 16 yıl cezaevinde yatmış eski bir banker olan Javier Arena, kendi seçim bölgesinden en yüksek oyu alarak parlementoya girdi…

(daha fazla…)

Ezop’tan Masallar

Çarşamba, Aralık 22nd, 2010

Bir gün hayvanlar kendi hallerinde yuvarlanıp gittikleri ormanda karar verip, ‘demokrasi’ ile yaşamaya devam etmek istediler.                 Geyikler, karacalar ve tavşanlar, geniş meralarda özgürce otlanırken avlanma korkusu yaşamamak için, Arslanlar Partisi’ne muhalif olan Çakallar Partisi’ne oy vereceklerini ilan ettiler.            Arslanlar Partisi geyiklerin bu hamlesine karşı Çakallar Partisi ile temasa geçip, geyiklerin ortak paylaşımı konusunda koalisyon pazarlığı yaptılar.

Çakallar hem Geyiklerin oyunu kazanmak, hem de Arslanlar’la iş birliği yapmak için istişare toplantısı düzenledi ve konuya Kurtlar Partisi’nin de dahil edilmesini istediler.

Kurtlar Partisi kendilerinden çekinen Çakallar’ın bu davetine icabet etti. Ancak çekindikleri Arslanlar’la gizli görüşmeler yaparak, geyiklerin otlanma alanlarıyla ilgili pazarlıklara girişti ve ayrıca bu iş birliği karşılığında, tavşanlar üzerinde hak iddia ettiler.

Sonunda Arslanlar Partisi, Çakallar Partisi ve Kurtlar Partisi bir araya gelip ittifak ettiklerini ilan ederek seçim harekâtını başlattılar.

(daha fazla…)

YUMURTA

Salı, Aralık 14th, 2010

2005 yılının Nisan ayında Tayyip Erdoğan Norveç ziyaretinde ve yanında Norveç Dış politika komisyonu başkanı Jagland var. İkili yanlarındaki heyetlerle parlemento binasından çıkmışlarken, bir anda yumurta saldırısı başlıyor ve ortalık karışıyor. Korumaların müdahalesi ile protestocu kalabalığa müdahale ediliyor ve olaylar duruluyor.     Olayların ardından beyanat veren Tayyip Erdoğan, ‘Nato programın olmasaydı, çoktan ülkenizi terk etmiştim.’ diyor. Ancak elbette sıkıyor ve terketmiyor.  İşte o olaylı Oslo ziyareti sonrası Tayyip Erdoğan’ın Nato programı, Nato üyesi ülkelerle yapılan temaslar, gizli silah ve füze anlaşmaları, BOP kapsamında Irak’ın parçalanması ve Türkiye’de yaşayan Kürtlere karşı başlatılacak olan bir açılım propogandası derken, geride kalan süreçte nelerin tasarlandığını ve hayata geçirildiğini hepimiz biliyoruz.

Demek ki kafasının yanından vızır vızır geçen yumurtalardan tırsarak, ‘Nato programım olmasaydı, ülkenizi terk ederdim ‘ diye efelendikten sonra terk etmeyen Tayyip Erdoğan, şaşıp beşip Oslo’yu terketse ve ülkeye geri dönseydi, belki de bambaşka bir Irak ve Kürt siyaseti hayata geçmiş olacaktı.

Rivayete göre hayvanlarla konuşabilme yeteneği olan Hz. Süleyman’ın etrafına toplanmış envai çeşit hayvanat dertlerini anlatır. Eşek yükünden, at kamçıdan, sığır sabandan, geyik avcıdan velhasıl her bir hayvan bir dertten yakınır. Derken hayvanların arasından ortaya fırlayan tavuk kan ter içerisinde gıdaklayıp hepsinin sesini keser. Hz. Süleyman sorar: “Sen altı üstü bir tavuksun. Ne derdin ola ki?” Tavuk öfkeyle cevap verir. “ Bu yumurta var ya bu yumurta, nasıl çıkıyor bu g.tten biliyor musun sen! Yetti artık! Ya bu yumurtayı küçült, ya bu g.tü büyüt!” der.

Bakalım bu kez yumurtadan çıkabilecek mi? Bakalım bu kez yumurta çıkarabilecek mi?

YALAN GAZETESİ

Sayfanızı Da Tanıtın