2005 yılının Nisan ayında Tayyip Erdoğan Norveç ziyaretinde ve yanında Norveç Dış politika komisyonu başkanı Jagland var. İkili yanlarındaki heyetlerle parlemento binasından çıkmışlarken, bir anda yumurta saldırısı başlıyor ve ortalık karışıyor. Korumaların müdahalesi ile protestocu kalabalığa müdahale ediliyor ve olaylar duruluyor. Olayların ardından beyanat veren Tayyip Erdoğan, ‘Nato programın olmasaydı, çoktan ülkenizi terk etmiştim.’ diyor. Ancak elbette sıkıyor ve terketmiyor. İşte o olaylı Oslo ziyareti sonrası Tayyip Erdoğan’ın Nato programı, Nato üyesi ülkelerle yapılan temaslar, gizli silah ve füze anlaşmaları, BOP kapsamında Irak’ın parçalanması ve Türkiye’de yaşayan Kürtlere karşı başlatılacak olan bir açılım propogandası derken, geride kalan süreçte nelerin tasarlandığını ve hayata geçirildiğini hepimiz biliyoruz.
Demek ki kafasının yanından vızır vızır geçen yumurtalardan tırsarak, ‘Nato programım olmasaydı, ülkenizi terk ederdim ‘ diye efelendikten sonra terk etmeyen Tayyip Erdoğan, şaşıp beşip Oslo’yu terketse ve ülkeye geri dönseydi, belki de bambaşka bir Irak ve Kürt siyaseti hayata geçmiş olacaktı.
Rivayete göre hayvanlarla konuşabilme yeteneği olan Hz. Süleyman’ın etrafına toplanmış envai çeşit hayvanat dertlerini anlatır. Eşek yükünden, at kamçıdan, sığır sabandan, geyik avcıdan velhasıl her bir hayvan bir dertten yakınır. Derken hayvanların arasından ortaya fırlayan tavuk kan ter içerisinde gıdaklayıp hepsinin sesini keser. Hz. Süleyman sorar: “Sen altı üstü bir tavuksun. Ne derdin ola ki?” Tavuk öfkeyle cevap verir. “ Bu yumurta var ya bu yumurta, nasıl çıkıyor bu g.tten biliyor musun sen! Yetti artık! Ya bu yumurtayı küçült, ya bu g.tü büyüt!” der.
Bakalım bu kez yumurtadan çıkabilecek mi? Bakalım bu kez yumurta çıkarabilecek mi?