Archive for the ‘Murat Serdar Arslantürk -Sessiz Sedasız-’ Category

Sözcük Kerhanesi

Pazartesi, Ocak 30th, 2012

En son Aydın’dan, ondan önce Bitlis’ten, Manisa’dan, Sivas’tan, Artvin’den ve Van’dan gelen haberlerle, son 10 yılın en iğrenç olaylarını soğukkanlılıkla okuyor, izliyor ve hayatımıza devam ediyoruz. Markette kasiyer, çarşıda domates-biberci, resmi kurumda memur, öğretmen hatta müezzinler çıkıyor meydana ve ilkokul çağında, 8–10 yaşındaki çocuklara sırayla tecavüz ediyorlar. (daha fazla…)

İlk Şehidin Mektubu

Pazartesi, Ekim 24th, 2011

Ana,

Sana bu mektubu Mehmet Şah’la birlikte yazıyorum. Öncelikle ellerinden ve gül yüzünden hasretle öpüyorum. Biraz öfkeliyim, beni bir tek sen anlarsın diye yazıyorum ana. Bu mektubu yazmak şart oldu. Şimdiden söyleyeyim; kusuruma bakmasınlar ana. (daha fazla…)

Cevşen

Cuma, Ekim 14th, 2011

Boynumda bir cevşen var. Ankara Hacı Bayram cami avlusunun arka tarafındaki tabakhanelerden birine gidip, kendim yaptırmıştım. Üç kat ince deriyi üçgen şeklinde kesmişler, cebimden çıkarıp verdiğimi içine kat kat edip koymuşlar (daha fazla…)

AK-PKK

Pazartesi, Temmuz 18th, 2011

Boşu boşuna ‘Barış’ ve ‘Kardeşlik’ gibi kelimeleri kirletip martaval okumayın. Ülkenin bir bölümünde hak iddia ederek silahlanmış bir örgüt ve bu örgüte siyaseten destek veren bir kitle var. Bunu adı dünyanın her yerinde SAVAŞ’tır. Bu işin 30 senedir sürmesinin nedeni; ağızlarda sakız yapılan ‘Barış’ ve ‘Kardeşlik’ palavralarıdır. Bu işin çözümü ‘Uzlaşma’, ‘Anlaşma’, ‘Ortak Yol’, ‘Demokrasi’ diye inanmak, bu saatten sonra ahmaklıktır.PKK’nın emellerine destek veren PKK’lıdır.Aydın,yazar,türkücü olması bu gerçeği değiştirmez. Türk siyaseti, Türk halkı ve Türk Ordusu 30 senedir bu palavralarla frenlenmiş, eli kolu bağlanmış ve öldürücü yumruğunu vurmasına müsaade edilmemiştir. Sürecin başından sonuna bakıldığında, yıllar içerisinde normalleşen kültürel davranışlar, sağlanan ayrıcalıklar ve pozitif yaklaşımlar, sürekli kapımıza gönderilen şehitlerle cevaplanmıştır. Bu gün bir PKK’lının isteği dil, kültür, eğitim değil, doğrudan doğruya müstakil bir Kürdistan’dır. Bunun adına ‘Demokratik Özerklik’ denmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kısmını bölerek hakim olma fikrini hafifletmez.

Bütün doğu sınırı ülkeler ve Orta Doğu kanla sulanırken ve Recep Tayyip Erdoğan hükümetleriyle BOP süreci tam gaz devam ederken, Anadolu 30 senedir boğazına çökmüş PKK illetiyle bölünmek ve yeni bir Anadolu yaratılarak G.Doğu topraklarında Bağımsız Kürdistan kurulmak istenmektedir.

(daha fazla…)

CESARETİNİZ VAR MI SAYIN BAŞBAKAN?

Perşembe, Mayıs 19th, 2011

1.) Silivri-Balyoz duruşmalarının ilk günden itibaren devam eden bütün duruşmaları televizyon kanallarına veriniz. Sanıkların neyle suçlandığını, C. Savcısı’nın delillerini ve iddianamesini, kendi başkanını dahi ikna edememiş mahkeme heyetinin yargılama sürecini ve sanıkların savunmalarını an be an izleyelim. Bunları bizlere Nazlı Ilıcak’ın kulakları, Ekrem Dumanlı’nın gözleri, Ahmet Altan’ın beyni değil; kendi kulaklarımız, gözümüz ve beynimiz değerlendirsin. Aptal değiliz.

2.)  Sizin durup oturup söylediğiniz yeni anayasa ve başkanlık sistemine dair taslak çalışmanız, AKP’nin sitesinden yayınlansın. Ne planlıyorsunuz, ne tür bir sivil anayasa düşünüyorsunuz, Burhan Kuzu’nun aylardır uğraştığı bu taslak nedir; bütün Türkiye okusun. Bunları bize Mehmet Metiner’ler, Rasim Ozan’lar, Fikri Akyüz’ler ya da Tüsiad’lar anlatmasın. Bu halk kendi okuyup anlar, şüpheniz olmasın. Türk milleti zekidir.

(daha fazla…)

Röntgencilik ve Teşhircilik

Cumartesi, Mayıs 7th, 2011

Bir tarafı izledik. Ya bir de diğer tarafın gizli çekimlerine bakarsak…

*Muhtemelen Kürt kadınlarını ikinci, üçüncü ya da dördüncü eş olarak almayı öneren Rize’li AKP Belediye Başkanının, yatak odasında dolaşıp duran vizesiz Rusya’dan misafir kadınların görüntüleri olmaz.

*‘Dekolte giyersen tecavüze davet edersin’ diyen Orhan Çeker isimli ilahiyatçının, ter basmış halde başka bir şey çekerken çekilmiş görüntüleri de olamaz.

*Erzurum’lu bir kızın İstanbul’a kaçış serüveninde ‘çam dibine yatırıldığını’ yazan TCDD Dergisine bakarsak, TCDD Genel Müdürünün genç bir kıza Çam Kozalağı koleksiyonunu sergilediği görüntüler de olmaz. (daha fazla…)

K-ANAL İSTANBUL

Perşembe, Nisan 28th, 2011

Panama Kanalı’nda sıvıların dengesi kanunuyla oluşturulan mühendislik harikasından bi-haberlerin, 50 km. ‘lik düz bir kanala ‘Çılgın’ diyebilmelerine aldırmadan en öne oturdum. Başbakanın az sonra açıklayacağı projeyi beklemeye başladım. Partililer hazırlıklarını ve Başbakanın konuşurken pot kırıp gaf yapmasın, ağzından eğri-büğrü bir şey çıkmasın diye koydukları camdan okuma levhalarını izlerken yukarıya dikkat ettim; projenin ismini yazdıkları koca tabela tavanda asılı duruyordu. Üzerini bir örtüyle kapatmışlar ve Başbakanın açıklamasından sonra örtüyü indirip alkışı patlattıracaklardı.

Ne var ki örtü biraz kaymış ve üzerindeki yazının bir kısmı görünüyordu. ‘ANA’ kısmını görünce içim rahatladı. Demek ki Başbakanın çılgın projesi kazma-kürekle ilgili değil, aksine toplumun tamamını ilgilendiren esaslı bir projeydi. Başbakanın yepyeni ve mutabakatla kaleme alınmış bir ANAYASA için elbirliği ile çalışmaya söz vereceğini açıklayarak, Türkiye için esaslı bir çılgınlık yapacağını sandım. (daha fazla…)

Koş Başbakan Koş!

Çarşamba, Nisan 27th, 2011

Başbakan’ın ÖSYM’den hesap soran gençlerin karşısına dikmek üzere görevlendirdiği 5–10 bin genç; ‘Yola devam dediler, geldik!’ nidalarıyla meydanda toplandılar. Tam olarak meseleyi ve ne için geldiklerini bilmiyorlardı. Ancak talimat bir kere verilmişti ve toplanmışlardı. Saf-saf saf tutup tam liseli gençlerle karşı karşıya gelmişlerdi ki; kalabalığın yanına yanaşan İETT otobüsünden, şapır şupur öpüşmekte olan başka bir sürü genç indi. Başbakan tayfası bir an şaşırdı. Ancak şaşkınlıklarını kısa sürede üstlerinden atıp, ‘Öyle öpüşülmez, böyle öpüşülür!’ diyerek kendi gruplarındaki kızlara yanaştılar. Ancak dudaklarını uzattıkları kızların ‘Evlenmeden olmaz’ diye bağırırken ardarda patlattıkları tokatlarla sendeleyen gençler, ‘Bu protesto bize uymaz’ diyerek beklemeye devam ettiler.

Gençlerin öpüşme faslı bitince tekrar harekete geçerek liseli gençlere doğru hamle yaptılar. Tam girişeceklerdi ki; meydanın karşı yakasından ‘Dokunsak da Yanacağız’ pankartı taşıyarak gelmekte olan yüzlerce gazeteciyi gördüler. Durmak zorunda kaldılar. Yazar, çizer, gazeteci ve muhabirlerden oluşan kalabalık protestolarını sürdürerek alandan geçerken, Başbakan tayfası zaman geçsin diye, kapılarına zaten beleş bırakılan gazeteciği okumaya başladılar. Onlar gazetelerini okurken kalabalık basın açıklamasını yaptı ve dağıldı. Onların dağılması üzerine, Erdoğan tayfası tekrar toparlandı. Saflar sıklaştı. Bu sefer tamadır diyerek, liseli gençlere doğru ilerlediler. Eller kollar havaya kalkmış ve birbirlerine gireceklerken, meydanın sol yakasından bir bulut yükseldi. Ne oluyor diye dönüp baktıklarında; fabrikaları satılmış, iş yerleri özelleştirilmiş ve madenleri kiralanmış yüzlerce işçinin, polis panzerleri tarafından kovalandığını ve gaz bombaları atıldığını gördüler. İster istemez durdular. Polisler işçileri ıslata joplaya kovalayıp yerlerde sürüklerken, Başbakan tayfasından kimisi cep telefonundan Facebook’a girip durum güncelledi, kimisi Twitter’da şakıdı, kimisi de malum dersaneden dağıtılmış mod-meridyanı ezberleyebilmek için, fırsatını bulmuşken tekrar çalışması yaptı. İşçiler kan revan içinde darmadağın oldular. (daha fazla…)

Kim Bu Zekeriya ÖZ?

Pazar, Mart 6th, 2011

Yıl 1994, Aydın ilimizin Çine ilçesi. Savcı Zekeriya Öz, eşi ve çocuğuyla birlikte ilk görev yeri olan Çine’ye taşındı. Yeni Savcı, önce, eşinin kara çarşafıyla Çinelilerin dikkatini çekti. Savcı Öz’ün evine gelen misafirler ise haremlik ve selamlık olarak ayrılan odalarda konuk ediliyordu. Kadınlar haremlikte, erkekler selamlıkta… Savcı Zekeriya Öz halktan gelen tepkiler üzerine kara çarşafı çıkarttırıp eşine türban ve pardösü giydirdi. Eşi kara çarşafı çıkardı ama Savcı Öz’ün adı Çine’de hiç gündemden düşmedi. Zira Savcı’nın adının karıştığı skandalın biri bitmeden diğeri başlıyordu. (daha fazla…)

YALAN GAZETESİ

Sayfanızı Da Tanıtın