Archive for the ‘Furkan AYTUĞAN’ Category

Bir sosyopatın günlüğünden: “Sanat mabat içindir”

Perşembe, Ocak 13th, 2011

 Yıl: 2111

Efendim, geçtiğimiz hafta sonu Ay’ın güzide şehirlerinden Sodom’da, Gomore’li bir sanatçı arkadaşımla oturmuş şehrin merkezine yeni açılmış olan Starfucks’ta filtre kahvelerimizi yudumluyorduk. Karşımızda mükemmel bir dünya manzarası vardı ve tabii ki bu manzaranın etkisiyle de sanatçı damarlarımız kabarmıştı.

Sevgili dostum benim sanata bakışımı tartmak için bana “Sanat; toplum için midir, sanat için midir, yoksa mabat için midir?” diye sordu. Asırlardır süregelen bu tartışmada gönlümde hep sanatın sanat için olduğu düşüncesi yatmaktaydı ancak ona bu fikrimi açıkça söyleyemezdim. Çünkü kendisi kati surette sanatın mabat için olduğunu savunuyordu ve bu düşünceyi savunan diğer tüm insanlar gibi bu konuda mükemmel bir tutuculuğu vardı. Anlayacağınız üzere kendisi RéTEart akımının güçlü bir savunucusuydu. Kendisiyle uzun uzun RéTEart akımını konuştuk ve 22. yüzyılın geleceğe bırakacağı en büyük düşünsel hazine olduğu konusunda uzlaştı(k). Sonra, dostum bana 21. yüzyıl başlarından günümüze kadar olan akılcı sansürlerden, yasaklanan yayınlardan, yıkılan heykellerden ve yakılan tarihi eserlerden oluşan harika bir RéTEart derlemesi gösterdi. Bu vesileyle ben de bu hafta sizlere RéTEart düşünsel akımının doğuşuyla ilgili biraz bilgi vermek istiyorum.  

(daha fazla…)

Zaman, Sen ve Ben

Pazartesi, Nisan 26th, 2010

——Zaman,

——————–Sen

—————-ve

———-Ben

(daha fazla…)

Bir Sosyopatın Günlüğünden: Din Felsefesi

Pazartesi, Mart 1st, 2010

“Religion is what keeps the poor from murdering the rich.”

                            Napoleon Bonaparte             

“Krem peynire tapan adam var.”

                                  Cem Yılmaz

Çok eski zamanlarda, daha insanlar eldeki imkanlarla davul fırınlarda pişirdikleri tanrılarını sofralarının başköşesine oturtup onlardan medet umarken, toplumda birtakım tartışmalar baş göstermiştir. Bir kesim, mayalı hamurdan yapılan tanrılar karbonatlılara göre biraz daha yumuşak olduğu için, bu tanrıların kurallarının daha ılımlı olduğunu savunurken diğer bir kesim de “Amaan mayalı uzun iş kız, onun mayalanmasını bekliceksin sonra pişerken de iyi kabarmazsa öyle taş gibi oluyo. Karbonatlı en iyisi, ağızda dağılıveriyo” demiştir (23, Hammurabi). (daha fazla…)

Sen Gidince

Pazar, Aralık 6th, 2009

Furkan Aytugan

Duvarlarımda bir gölgesi kalmış

gece ıslağı dudaklarının,

ve çiylerinden çağlamış- 

bir yokluğun hatırasıymış,

yüreğimdeki rutubet kokusu. (daha fazla…)

Yalnızlık

Pazartesi, Kasım 23rd, 2009

Furkan Aytugan

Kalıplaşmış yalnızlık dizelerimin rutubetinde

Sonbaharın sarı sesi ile bir göl kenarı aksisin.

Ölüm kokan soğuğuyla bir gece nefesinde

Ya da bir sigara dumanında zahiri bir yalnızlık

 

(daha fazla…)

Seni Sevmek…

Pazar, Kasım 15th, 2009

Furkan Aytu^^an11

Seni sevmek; (daha fazla…)

Merhaba

Pazar, Kasım 15th, 2009

“Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,

İkincisinde, daha çok hata yapardım.”             

                                                       Jorge Luis Borges 

Furkan Aytu^^an11

Merhaba,

Borges’in “Anlar” adlı şiiri pek çok kişi için olduğu gibi benim için de çok özeldir. Baştan sona bir hayat dersi tadındaki bu şiirin yukarıda vermiş olduğum ilk iki dizesi şu anda neden bu satırları okuduğunuzu açıklamaktadır. (daha fazla…)

YALAN GAZETESİ

Sayfanızı Da Tanıtın