CÜBBELİ HADİSESİ! TAHT KAVGASINDAN İBARETTİR

Ara vermek istedim bir süre… Farklı daha tutarlı çalışmalar yapabilmek adına. Fakat olmuyor gündemden uzak kalıp kendimi bir dağ köyüne mahkum etmeye çalışsam da, içimdeki muhalif ruh kimseyi bulamasa,   köyün muhtarına isyan edip beni bana bırakmıyor. Hal böyleyken gördüğümüzü anlatmamak mümkün değil malesef.

Gündemde onca konu varken, Kısaca ‘Cübbeli Ahmet’ olayına değinmek istiyorum.

‘Cübbeli Ahmet’  yani “Ahmet Mahmut Ünlü” aylar öncesinde bahsetmiştim. Dinler kişilere indirgendiğinde yozlaşırlar. Din uhlevi kalmalıdır. Hristiyanlık en büyük darbeyi kendi reformlarından yemiştir. Din adamlarının ‘ruhani’ bir boyuta taşınması, ilk anda popülist bir aktivite olsada, 19 asır itibarı ile içi çürüyen, kendi kendini kemiren bir canavara dönüşmüştür. Devrin şartlarında namümkün olan birçok uygulama dini yozlaştırarak, insanları itmeye başlamıştır. Buna en bariz örnek: ‘kilise tacizleri’ verilebilir. Hertürlü zevkin tanımını çocukluktan itibaren istem dışı dahi öğrenen zihniyeti, yaşam boyu tutmanın çok zor olduğu bir oruça mahkum etmenin bu bariz sonuçları doğuracağı aşikardı. Vatikan bu hatadan dönmenin yollarını aramakta buna yönelik kendi gömdüğü sözde yazıtlar vasıtası ile bu durumu çözümlemeye çalışmaktadır. Bunu yaparken ise Protestan-Ortodoks cemaati pay çıkarmamak için zamana yaymaktadır. Kıbrıs güneydoğu civarı ‘Barnabas’ arayışları bu gayeye ulaşmak içindir.

Keza yahudilik temelde kendi içine kapanarak evrensel olma imkanını kaybetmiş ve yer altı ruhani bir yapıya bürünerek ise insanları ürkütecek boyutta uzaklaştırmıştır. Bunda ‘siyonizm’ etkisi net deşifre edilerek kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.

İslam ise dinler içerisinde en genç ve diğer tüm dinlerin ortak paydalarınıda içinde bulundurduğundan muhakkak ki ömrü daha fazla olacaktır. Ömrü tükendiğinde ise Ahir-vakit gelecek inanışı müthiş bir sağlamadır. İslam düşünsel olarak kolay çökertilemeyecek bir dindir. Felsefi tüm sorulara bir cevap bulabilen tek dindir. Kelime oyunları ile köşeye sıkıştırılmaya çalışılsa da, bilgisi geniş ulemanın ‘delil’e dayalı net cevapları ile bu sorular itibarsızlaştırılmıştır.

‘Yıkılamayan kale içten fethedilir’. Müslüman kardeşlerin Hazretleşmesi , İran devrimi, suud kralların Ehli beyt olarak kabulü v.b  gibi küçük hatalar,  islam dünyasında derin yaralar açmıştır. Bu bilinçli hataların ardında derin komploların oluşu başlıca bir konudur.

İslam üzerine oynanan oyunlar geçtiğimizin son çeyreğinden itibaren hızlanmış top yekün seferberlik misali islam dini üzerine çullanmıştır. Cahil yoksul bırakılan islam dünyası hataya zorlanmıştır. Bir çok yerde enginizasyona tabi islam toplumu malesef bu komploya alet olmuştur.

İslamiyetin doğduğu Arap dünyası helak bir haldedir. Gelir dağılımdaki adaletsizlik zengin fakir tüm toplumu sefalet ve rezalet yaşam şartlarına sürmüştür.  Örneğin; bu coğrafyada gelir seviyesi yüksek insanların büyük çoğunluğunun,  eşcisellik başta olmak üzere  fantazi arayışları, islam tabiatı ile uyuşmadığından dinin yozlaştığı algısı yaratmaktadır.  Bu bilinen gerçeğin dillendirilmemesinin tek nedeni, islamın beşiğinin bu kara ile karalanmaması gerektiğine inanılmasındandır. Fakat artık mızrak çuvala sığmamaktadır.

Konuların üzerinden teğet geçerek, İslam dünyasının yükselen yıldızı Türkiye’ye dönmek istiyorum. Muhteşem Osmanlı’nın çürümeye başlaması ile islam yara almaya başlamıştır. Konuyu detaylandırmamaya çalışarak bu süreci konu başlıkları ile vurguluyorum. İslam kişilere indirgenerek, kişisel hatalar dine fatura edilerek hedef din islam, her geçen gün yara almaya devam  etmektedir. 28 ŞUBAT bu durumun en bariz örneklerindendir. Sözde ‘islam önderlerinin’ ahlak dışı davranışları malesef dine mal edilmiştir. Yükselen cemaatçilik, misyonunu aşmak zorunda kalmıştır. Liderleri ise isteyerek veya istemeyerek bu sürecin bir parçası olarak sembolleşmek zorunda kalmışlardır. Kimi zaman ‘ilahlaşmak’ ‘ruhani’ bir hal almak istem dışı dahi de olsa, malesef kontrol edilemeyen bir güç haline geldiğinden, kendine çıkan bir merdiven misali kısır döngüye mahkum olmuştur. Bu döngü yine islamın maneviyatına inen bir darbedir.

İşte bu bağlamda ülkenin en prestijli komedyeni ile kıyaslanan bir din adamı, büyük çoğunluğun sempatisini kazanan mükemmel bir zekayı dahi uzun zaman önce direkt olarak kaleme almış, bu ağır misyonu yüklenmesinin hata olduğunu belirtmiştim. Bu bir ‘ben haklıydım’ yazısı değildir. Bu satılmış medyanın ve her şeyin başı yönetim yani iktidarın derin komplosunun deşifresidir. Farkında olmadan yine dine büyük bir darbe vurulmuştur. Ey iftiracı röntgenci hükümet; devletin tetikçi kullanmasını görmüştük, sayenizde telekulak, şantajcı,komplocu kullandığınıda gördük…

Cübbeli olayını biri yazsın, söylesin diye bekledim fakat memlekette deli yada delikanlı kalmadığından konuyu ifşa etmeyi görev bildim. Cemaatin tamamının bildiği gerçek kol kırılır yel içinde kalır denilerek gizlenmiştir. Polis ve savcılık zaten bürokratik maşadır. Medya ise hükümet tarafından sindirilmiştir.

Lafı bukadar dilendirdikten sonra nihayet sonuçtayız. Cübbeli olayı; Mahmut Usta Osmanoğlu’ndan boşalacak koltuğun halefinin belirlenmesi adına düzenlenmiş bir entrikadır. ‘Şahin kanatın’ Fethullah Gülen cemaati imkanları ile Cübbeli’yi saf dışı bırakmasıdır. Bu olaya hükümette alenen çanak tutmuştur. Sözde durum sonrası GÜLEN cemaati ile çatlak olmuş havası verilerek her zamanki gibi, süreci kendi adına ılımanlaştırma politikasını devreye koymuştur.

Bu sürecin sonunda muhtemelen İsmail ağa cemaati bölünecektir. Bu bölünme kimseye yaramayacağı gibi sadece Fethullah Gülen hareketine yarar sağlayacaktır. Zararı ise islam dinine mal olacaktır.

MHP kaset skandalları,  Bülent Arınç suikast iddiaları gibi, fındık kabuğu meselelerden kişi ve kurumlara derin darbeler vurulmaya devam edilmektedir. Vurulan her darbe  maddi olduğundan daha fazla manevi bir yaradır. Sorumluları kendi vicdanlarına havale ediyorum.   İsmail ağa cemaatine birlik olma çağrısını borç biliyorum. ‘Ahmet Hocama’ ise islam dinine bugüne kadar olan katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. En kısa sürede ‘Ömer ‘ adaleti ile nasiplenmesini diliyorum. İktidar ve Gülen cemaatine ise islah olmalarını, en azından ‘delikanlı’ olmalarını öneriyorum.

Bu günlükte gördüklerim, duyduklarım, yaşadıklarım düşündüklerim bundan ibaret. Önceki ifadelerim gibi buda geçerlidir. Kayda geçsin.  Kaptanın seyir defteri kendi kaleminden, seyir devam ediyor. Saygılarla…


the attachments to this post:

cub
cub

cübbeli
cübbeli


No Comments so far.

Leave a Reply

YALAN GAZETESİ

Sayfanızı Da Tanıtın